Schengen ve Dublin anlaşmalarının sona ermesi, İsviçre için hem ekonomik kayıplar hem de Avrupa’daki güvenlik iş birliğinin zayıflaması anlamına gelebilir. İsviçre Federal Konseyi’nin Cuma günü yayımladığı raporda, ayrılık senaryosunun ülkeye milyarlarca franklık maliyet getirebileceği belirtildi.
Rapordaki tahmine göre İsviçre’nin gayrisafi yurt içi hasılası, anlaşmaların bulunmadığı durumda 2035’te yüzde 3,9’a kadar daha düşük olabilir. Kişi başına yıllık gelir kaybının 1.300 İsviçre frangına ulaşabileceği, bunun 1.500 doların üzerine çıkabileceği kaydedildi.
Sınır geçişleri ve iş gücü baskısı
Anlaşmalardan ayrılması halinde İsviçre’nin komşu ülkelerle sınırları Schengen bölgesinin dış sınırlarına dönüşecek. Bu durumda sınır kontrollerinin önemli ölçüde genişletilmesi gerekecek.
İsviçre ile komşu ülkeler arasında çalışan sınır ötesi işçilerin sayısında yüzde 60’a kadar düşüş yaşanabileceği öngörüldü. Bu gelişmenin özellikle yemek hizmetleri ve bakım sektörlerini etkilemesi beklenirken, sınır trafiği nedeniyle işe gidip gelenlerin her çalışma günü toplam 422 bin saat kaybedebileceği belirtildi.
Turizm ve iltica giderleri artabilir
Federal Konsey raporunda turizm sektöründeki yıllık kaybın 320 milyon ila 810 milyon İsviçre frangı arasında olabileceği tahmin edildi. Ek iltica maliyetlerinin de 824 milyon franga ulaşabileceği ifade edildi.
Ayrılığın, İsviçre’ye 170 bine kadar kişinin taşınması ihtimalini artırabileceği bildirildi.
Güvenlik veri tabanlarına erişim riski
Rapora göre anlaşmalardan çıkış, İsviçre’nin Avrupa’daki önemli güvenlik veri tabanlarına ve iş birliği mekanizmalarına erişimini kaybetmesine yol açacak. İsviçre makamlarının 2025’te Schengen Bilgi Sistemi’nde İsviçre ile bağlantılı yaklaşık 40 bin eşleşme kaydettiği belirtildi.
Federal Konsey, ulusal veri tabanlarının işletilmesi, sınır kontrollerinin yeniden kurulması ve iç güvenliğin sürdürülmesi için yapılacak ilave harcamaların, anlaşmaların sona ermesiyle sağlanacak tasarrufları aşacağını açıkladı. Raporda, bu ek harcamaların güvenlik kapasitesindeki kaybı tamamen telafi edemeyeceği savunuldu.