İnternet üzerindeki bağımsız haberlerin, ilk elden tanıklıkların ve tarihî arşivlerin silinmesi, Rusya’da geçmişin yeniden yorumlanmasını kolaylaştırıyor. Araştırmacılar bu süreci "dijital unutuluş" olarak adlandırıyor ve bunun otoriter yönetimlerin tarih anlatılarını güçlendirebildiğini belirtiyor.
Dijital unutuluş, hükümetlerin veya şirketlerin internet sitelerini ve arşivleri kaldırmasının yanı sıra çevrim içi fotoğrafların, blogların ve çevrim içi içeriklerin engellenmesiyle de ortaya çıkıyor. Kırık bağlantılar ve artık desteklenmeyen medya formatları da geçmişe ait kayıtları erişilemez hâle getirebiliyor.
Rusya’daki bağımsız kayıtlar siliniyor
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı araştırmacısı Steven Feldstein, New York Şehir Üniversitesi bünyesindeki Craig Newmark Gazetecilik Enstitüsünde düzenlenen panelde, dijital araçların iktidarın anlatısını güçlendiren ve geçmişte daha uzun sürecek bir süreci hızlandıran bir rol oynayabildiğini söyledi.
Kronika girişiminin kurucu ortaklarından M. Gessen de çağdaş otoriter siyasetin "şanlı bir geçmiş" fikrine dayandığını, bu anlatıyı kurmak için geçmişin temizlenmeye çalışıldığını ifade etti.
Gessen’e göre 2015’te Moskova’da düzenlenen büyük hükûmet karşıtı protestolara ait belgeler ile Rusya’daki LGBTQ+ hareketinin gelişimini gösteren materyallere ulaşmak zorlaşıyor. Bazı örneklerde haber metinleri internetten kaldırılmazken, resmî anlatıya itiraz eden bölümler metinlerden çıkarılıyor.
Beslan yazısındaki bölümler kaldırıldı
Mediazona’nın Wayback Machine üzerinden yürüttüğü 2025 tarihli inceleme, gazeteci C. J. Chivers’ın 2004’teki Beslan rehine krizini anlattığı "The School" başlıklı yazının Rusça çevirisinde, olayın 20. yıl dönümü civarında kapsamlı değişiklikler yapıldığını ortaya koydu.
Pravila Zhizni dergisinin internet sitesinde saklanan metinde, ölümlerin çoğunun Rus birliklerinin okula düzenlediği baskının ardından meydana geldiğini anlatan bölüm değiştirildi. Kuşatmanın Rus hükümetine ve halkı koruma kapasitesine duyulan güveni sarstığını belirten sonuç kısmı da metinden çıkarıldı.
Kanada merkezli Citizen Lab tarafından yapılan başka bir araştırmada ise Rusya’daki VKontakte ağında Ukrayna, Belarus ve LGBTQ+ konularına ilişkin içeriklerin engellendiği belgelendi. Aynı araştırma, bağımsız medya kuruluşlarıyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e karşı çıkan veya Ukrayna’yı destekleyen kullanıcı hesaplarının da engellendiğini kaydetti.
Silme işlemi bireylere de yöneliyor
Panelde, dijital unutuluşun yalnızca doğrudan devlet müdahalesiyle meydana gelmediği de anlatıldı. Gessen, Belarus’ta bir kadının, 2020’de Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’nun tartışmalı yeniden seçilmesinin ardından katıldığı hükûmet karşıtı protestolara ait fotoğrafları kendisini korumak için sildiğini aktardı.
Çin’de 4 Haziran 1989 Tiananmen olayları hakkında bilgiye getirilen kısıtlamalar, dijital unutuluşun erken örneklerinden biri olarak gösterildi. Çevrim içi sansür, öğrenci öncülüğündeki protestolara yönelik askerî müdahaleye ilişkin anlatıların Çin internetinde bulunmasını zorlaştırdı. Hong Kong’daki sonraki protestolara ait belgeler de yoğun biçimde sınırlandırıldı.

Panelistlere göre benzer baskılar demokratik ülkelerde de görülebiliyor. Gessen, ABD’li bir bilim insanının araştırma fonunu korumak amacıyla mevcut çalışmalarındaki iklim değişikliğine ilişkin ifadeleri kaldırdığını ve bunların yerine Trump yönetiminin kabul edebileceği ifadeler koyduğunu söyledi.
Panelde ayrıca Trump yönetiminin hükûmet sitelerindeki bazı bilgileri kaldırdığı, araştırma ve raporların internet üzerinden bulunmasını zorlaştıran değişiklikler yaptığı ileri sürüldü.
Eksik kayıtlar yapay zekâyı etkiliyor
Araştırmacılar, dijital kayıpların etkisinin yapay zekâ sistemleriyle daha da büyüyebileceği uyarısında bulunuyor. Tarihî kayıtların eksik, hatalı veya sansürlenmiş kaynaklara dayanması, büyük dil modellerinin olaylara ilişkin ürettiği yanıtları etkileyebiliyor.
Yapay zekâ şirketlerinin hangi materyalleri kullandığı ve bu bilgileri nasıl sunduğu, insanların tarihî olayları öğrenme ve yorumlama biçimini belirleyebiliyor. AI Now Enstitüsünün eş yöneticisi Sarah Myers West, şirketlerin modellerini hangi verilerle eğittiği konusunda giderek daha az şeffaf hâle geldiğini söyledi.
Yapay zekâ tarafından üretilen düşük kaliteli ve yüksek hacimli içerik de güvenilir kayıtların bulunmasını güçleştiriyor. NewsGuard’ın Mart 2025 tarihli raporuna göre, Kremlin yanlısı dezenformasyon ağı Pravda, arama sonuçlarını ve yapay zekâ sohbet robotlarının eriştiği materyalleri yanlış iddialar ile propaganda içerikleriyle dolduruyor.
NewsGuard’ın bir başka incelemesinde, Rusya bağlantılı etki operasyonu Storm-1516 tarafından hazırlanan bir videonun, bir yapay zekâ sohbet robotu tarafından Ukraynalı askerlerin ABD Başkanı Donald Trump’ın kuklasını yaktığı iddiasına kanıt olarak sunulduğu belirtildi. Aynı içerikte Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy hakkında da yanlış iddialar desteklendi.
Stratejik Diyalog Enstitüsünün Kasım 2025 tarihli analizinde, yaklaşık 900 siyasi internet sitesinin Pravda ağına ait yazılara bağlantı verdiği bildirildi. Enstitü, ağın 2014’te kurulmasından bu yana 6 milyondan fazla makale yayımladığını ve birkaç saniyede bir yeni içerik ürettiğini açıkladı.
Arşivleri koruma girişimleri sürüyor
Dijital kayıtların korunması için kütüphanecilerin veri ve arşivleri saklama çalışmaları yürüttüğü, veri merkezi inşaatlarına karşı yurttaş protestoları düzenlendiği ve Flock kameralarını reddeden toplulukların ortaya çıktığı belirtildi.
Rusya’da aktivistler, devlet kısıtlamalarının üyelerini ve arşivlerini tehdit ettiği LGBTQ+ hareketinin tarihini korumaya çalışıyor. Panelistler, okurların yalnızca yapay zekâ platformlarının sunduğu çerçeveyle yetinmemesini, özgün haberlere başvurmasını ve bilgileri birden fazla güvenilir kaynaktan doğrulamasını önerdi.
Uzmanlar, yapay zekâ altyapısı kurumlara, okullara ve kamu sistemlerine daha fazla yerleşirken güvenilir bilgiye erişimin korunması için hükümetlerin de harekete geçmesi gerektiğini savunuyor. Gessen, yapay zekâ modellerinin gerçeklere dayalı verilerle eğitilmesini sağlayacak somut teşviklere ihtiyaç olduğunu söyledi.