Rusya ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacmi 2024'te 27,7 milyar dolara yükselirken, Rusya Bilimler Akademisi Afrika Enstitüsü Direktörü İrina Abramova iki taraf arasındaki ilişkilerin açıklama düzeyinden somut projelere taşınması gerektiğini söyledi. Abramova, 28-29 Ekim'de Moskova'da düzenlenen Rusya-Afrika Zirvesi ile ekonomik ve insani forum öncesinde tarım, uzay, yüksek teknoloji, tıp, sağlık, eğitim ve lojistiği öne çıkan iş birliği alanları arasında saydı.
Abramova, Rus devletinin ve iş dünyasının Afrika ile stratejik ortaklık ihtiyacını kavradığını belirtti. Afrika'nın genç nüfusu ve doğal kaynakları nedeniyle küresel öneminin artacağını ifade eden Abramova, Rusya'nın kıta ülkeleriyle ilişkilerinde daha fazla üretim, teknoloji transferi ve uzun vadeli yatırım hedeflemesi gerektiğini kaydetti.
Genç nüfus ve stratejik hammaddeler
Abramova'nın aktardığı verilere göre Afrika'da yaklaşık 800 milyon kişi, kıta nüfusunun yaklaşık yüzde 60'ına karşılık gelecek şekilde 25 yaşın altında bulunuyor. Abramova, Afrika nüfusunun 2050'de dünya nüfusunun dörtte birinden fazlasını, 2100'de ise yaklaşık yüzde 40'ını oluşturacağının öngörüldüğünü söyledi.
Afrika'nın önemini artıran diğer unsurun doğal kaynaklar olduğunu belirten Abramova, bu kaynakların yapay zekâ, bilgi sistemleri ve savunma sanayisi için gerekli hammaddeleri de kapsadığını ifade etti. Rusya'nın Afrika ülkeleriyle hammadde alanında ittifaklar kurmasının stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Rusya'nın kendi planlarını Afrika ülkelerinin kalkınma stratejileriyle daha fazla uyumlu hale getirmesi gerektiğini belirten Abramova, Rusya Bilimler Akademisi Afrika Enstitüsünde kıtanın, bölgelerin ve ülkelerin kalkınma stratejilerini içeren açık erişimli elektronik bir veri tabanı oluşturulduğunu söyledi.
Ticaret ve üretimde yeni yaklaşım
Rusya ile Afrika arasındaki ticaret hacmi 2025'te 27,1 milyar dolara geriledi. Abramova, mevcut eğilimin sürmesi halinde hacmin 2026'da 28-29 milyar dolara ulaşabileceğini belirtti.
Abramova'ya göre hedef yalnızca mevcut ticareti büyütmek olmamalı; üretimin Afrika kıtasına taşınması ve teknoloji transferi de öncelik kazanmalı. Enerji, tarım, su arıtma ve su hazırlama teknolojilerinde ilerleme sağlandığını belirten Abramova, Afrikalı ortakların Rusya'nın geliştirdiği teknolojilerle ilgilendiğini ifade etti.
Rusya'nın Afrika'daki diplomatik ve ticari varlığının genişlediğini söyleyen Abramova, yeni büyükelçilikler ve ticaret temsilcilikleri açıldığını kaydetti. Rusya'nın kıtada altı ticaret temsilciliği bulunduğunu, bazı temsilciliklerin birden fazla ülkeden sorumlu olduğunu belirtti.
Uzaktan temasların Afrika'da yerinde çalışmanın yerini tutamayacağını dile getiren Abramova, Rus şirketlerinin kıtaya gitmesi, temsilcilik açması, yerel ortaklarla tanışması ve her pazarın özelliklerini incelemesi gerektiğini söyledi.
Eğitim, nükleer enerji ve lojistik
Abramova, son üç yıldaki en önemli gelişmeler arasında eğitimdeki ilerlemeyi, ticaret hacmindeki artışı ve nükleer enerji projelerini gösterdi. Rusya'daki yükseköğretim kurumlarında Afrika ülkelerinden 37 bin 710 öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Abramova, teknik bölümlere ve tarım bilimlerine ilginin arttığını söyledi.
Rusya'nın Mısır'da dört reaktörlü ve toplam 4,8 gigavat gücündeki El-Dabaa Nükleer Santrali'ni inşa ettiğini aktaran Abramova, iki reaktör daha yapılmasına ilişkin görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Rusya'nın Afrika ülkelerine tahıl ve özellikle gübre sevkiyatında da son yıllarda ilerleme kaydettiğini ifade etti.
Afrika ülkelerinin kendi üretimlerini ve ortak girişimlerini geliştirmek istediğini söyleyen Abramova, Rusya'nın kıtaya yatırımlarını artırması gerektiğini belirtti. Bu yatırımların bir ya da iki yılda değil, üç-beş yıl veya bazı projelerde 10 yıl içinde sonuç vermesinin beklenebileceğini kaydetti.
Abramova, Rusya'nın yalnızca tahıl satmakla yetinmeyip tahıl depoları kurabileceğini, gübre ihracatını artırmanın yanında Afrika'da gübre karıştırma tesisleri oluşturabileceğini ve yerel çiftçilere eğitim verebileceğini söyledi. Liman ve ticaret altyapısını da öncelikli alanlar arasında gösterdi.
Uluslararası lojistik güzergâhlarının değiştiğini ve bazı yük akışlarının Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu çevresine yöneldiğini belirten Abramova, bu durumun Afrika'nın doğu ve batı kıyılarındaki limanların geliştirilmesi için fırsat oluşturabileceğini ifade etti. Batı yaptırımları dikkate alınarak yeni ödeme araçları ve hesaplaşma yöntemleri geliştirilmesi gerektiğini de söyledi.

Mali, Burkina Faso ve Nijer'e özel vurgu
Abramova, Afrika ülkelerinin neredeyse tamamının Rusya ile iş birliğine ilgi gösterdiğini belirtti. Mali, Burkina Faso ve Nijer'in son yıllarda ekonomik ve siyasi ilişkileri daha fazla geliştirmek istediğini söyleyen Abramova, bu ülkelerin Fransa'ya olan siyasi ve askeri bağımlılıklarını önemli ölçüde azalttığını, ekonomik bağımlılığın ise sürdüğünü ifade etti.
Mali ve Burkina Faso'nun altın, Nijer'in uranyum açısından zengin olduğunu belirten Abramova, Mali ve Nijer'de petrol açısından umut vadeden sahalar bulunduğunu söyledi. Jeolojik araştırma, maden çıkarma ve işleme, yeni teknolojilerin uygulanması ve uzman yetiştirilmesini öncelikli alanlar arasında saydı.
Afrika'nın dünya mineral kaynaklarının yaklaşık yüzde 30'una sahip olduğu değerlendirmesini paylaşan Abramova, kıta ülkelerinin bu kaynakları bağımsız biçimde değerlendirebilmesi için nitelikli ulusal kadrolara ihtiyaç duyduğunu belirtti. Rus üniversitelerinin özellikle maden mühendisleri yetiştirilmesinde rol oynayabileceğini kaydetti.
Rusya'nın önemli ortakları arasında Mısır, Cezayir ve Etiyopya'nın bulunduğunu belirten Abramova, Tanzanya'nın öncelikli ortaklardan biri haline geldiğini söyledi. Zimbabve'de bazı projelerin Belarus ile birlikte yürütüldüğünü, Güney Afrika ile bilimsel ve sanayi alanlarında ortak çıkarlar bulunduğunu, Namibya ve Gana ile de iş birliği imkânlarının arttığını ifade etti.
Afrika'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki temsili
Abramova, Afrika ülkelerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde daha geniş temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Afrika Birliği'nin temsili veya belirli ülkelerin konseyde yer almasını sağlayacak kriterler üzerinde çalışılabileceğini belirtti.
Afrika'daki 54 ülkenin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki oyların yaklaşık dörtte birine sahip olduğunu ifade eden Abramova, kıta ülkelerinin uluslararası kararların alınmasında etkili olduğunu kaydetti. Afrika ülkelerinin başkalarının önerilerini desteklemekle sınırlı kalmayıp kendi girişimlerini de daha fazla ortaya koyduğunu söyledi.
Afrika'nın haritalarda olduğundan daha küçük gösterilmesinin kıta ülkelerinde sembolik önem taşıdığını belirten Abramova, Afrika ülkelerinin kendilerini yalnızca dünya siyasetinin nesnesi olarak görmediğini ve uluslararası gündemi daha fazla şekillendirmek istediğini ifade etti.
Ücretsiz eğitim kontenjanları yıllık 6 bine çıktı
Rusya'da Afrika ülkeleri vatandaşlarına ayrılan ücretsiz eğitim kontenjanlarının 2023'teki zirvenin ardından iki katına çıkarak yıllık 6 bine ulaştığını belirten Abramova, öğrencilerin eğitim niteliğine ve mezuniyet sonrasındaki durumuna daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Afrikalı şirketlerin öğrencilerin eğitimini finanse etmesi, ulaşım giderlerini karşılaması, ek burs vermesi ve mezuniyet sonrasında istihdam sağlaması gerektiğini ifade eden Abramova, Afrika ülkelerinde Rusça öğretiminin de genişletilmesini istedi. Rusya evlerinin bu alanda çalışma yürüttüğünü belirtti.
Afrikalı öğrencilerin daha önce çoğunlukla Rusça eğitim aldığını, daha sonra İngilizce eğitim seçeneğinin yaygınlaştığını anlatan Abramova, Rusçanın öğrencilerin Rusya'nın kültürü, tarihi ve düşünce biçimiyle tanışmasına katkı sağladığını söyledi. Svahili gibi Afrika dillerinde eğitim imkânlarının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bilimsel ortaklıklar ve su teknolojileri
Rusya ile Afrika ülkeleri arasında tarım, uzay, astronomi, okyanus kaynakları ve su teknolojileri alanlarında ortak araştırma imkânları bulunduğunu belirten Abramova, Güney Afrika ile büyük teleskopların da kullanıldığı astronomi çalışmaları yürütüldüğünü söyledi.
Su arıtma teknolojilerini Afrika için en umut vadeden alanlardan biri olarak nitelendiren Abramova, bu alandaki hedefin yalnızca su kaynaklarına erişimi artırmak olmadığını, nüfusa güvenli içme suyu sağlanması gerektiğini belirtti.