Çin ve Kuzey Kore arasında 1961'de imzalanan Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşması, 65 yıl sonra hala geçerliliğini koruyor. Anlaşma, taraflardan birine yapılacak silahlı saldırı durumunda diğerinin askeri yardımda bulunmasını öngörüyor ve Çin'in tek resmi askeri ittifakı olma özelliğini taşıyor.
Kuzey Kore Başbakanı Pak Thae Song'un bu hafta Pekin'de gerçekleştirdiği üç günlük ziyaret, anlaşmanın 65. yıl dönümü kutlamaları kapsamında yapıldı. Ziyaret, 11 Temmuz 1961'de dönemin Çin Başbakanı Zhou Enlai ile Kuzey Kore lideri Kim Il Sung tarafından imzalanan 'kanla mühürlenmiş' ittifakın sürekliliğini teyit etti.
Çin için istikrar ve tampon bölge
Pekin yönetimi için Kuzey Kore'nin istikrarı, olası bir çöküşün yaratacağı mülteci akını ve ABD yanlısı birleşik bir Kore Yarımadası ihtimalinden daha önemli. Çin, 1.400 kilometrelik sınırında tampon görevi gören Pyongyang rejiminin ayakta kalmasını istiyor, ancak aynı zamanda bölgesel bir savaştan da kaçınıyor.
Bu ikili yaklaşım, Çin'in Birleşmiş Milletler yaptırımlarını zaman zaman desteklerken, rejimi istikrarsızlaştırabilecek adımlara karşı çıkmasına yol açıyor. Aynı zamanda Kuzey Kore'nin en büyük ticaret ortağı olarak Pyongyang'a ekonomik bir can simidi sunmaya devam ediyor.
Pyongyang'ın Rusya kartı ve Çin'in rahatsızlığı
Kuzey Kore ise tamamen Çin'e bağımlı olmaktan kaçınarak manevra alanını genişletiyor. 2024 yılında Rusya ile imzalanan ve karşılıklı savunma hükmü içeren kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması, Pyongyang'ın elini güçlendirdi.
Rusya, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'a askeri teknoloji, enerji kaynakları ve döviz erişimi sağlarken, bu durum Çin için hem faydalı hem de rahatsız edici bir gelişme. Moskova-Pyongyang hattındaki derinleşen askeri bağlar, Kim'in nükleer emellerini cesaretlendirebilir ve Pekin'in arka bahçesi olarak gördüğü Kuzeydoğu Asya'da istikrarsızlığı artırabilir.
ABD'nin bölgesel varlığı ittifakı güçlendiriyor
ABD'nin Güney Kore ve Japonya ile askeri işbirliğini artırması, ortak tatbikatlar ve istihbarat paylaşımı, Pekin ve Pyongyang'ı ortak bir tehdit algısıyla daha da yakınlaştırıyor. Tokyo'nun savunma harcamalarını yükseltmesi ve Güney Kore'de on binlerce Amerikan askerinin konuşlu olması, Çin tarafından 'kuşatma çabası' olarak değerlendiriliyor.
Kuzey Kore de bu adımları savaş hazırlığı olarak görüyor. Bu ortam, Çin'in Kuzey Kore ile güçlü bir ortak cephe sergilemesine yol açıyor.
Gelecek: Zorunlulukların şekillendirdiği denge
Önümüzdeki dönemde ittifakın aynı şekilde kalması beklenmiyor. Kuzey Kore, Rusya ile bağlarını derinleştirerek daha özgüvenli hale gelirken, Çin küresel olarak güçleniyor ancak Kore Yarımadası'ndaki bir istikrarsızlıktan daha fazla kaybedecek konumda bulunuyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in son Pyongyang ziyaretinde nükleer silah konusuna değinmemesi, Pekin'in Kim Jong Un'u Rusya'ya daha fazla itmemek için eleştirilerini yumuşattığını gösteriyor. Çin, Batı hegemonyasına karşı Kuzey Kore'nin yanında dururken, Pyongyang'ı uluslararası toplumdan tamamen dışlayan davranışlardan da uzak durmak zorunda. Bu hassas denge, ittifakın geleceğini belirleyecek.