Rus basını, ABD'nin iç çöküşü, İran'daki askeri yenilgisi ve Avrupalı müttefikleriyle yaşadığı kopuşun, Moskova'nın lehine tarihi bir jeopolitik dönüm noktası yarattığını yazıyor. Gazetiya gazetesinden Vitali Ryumşin, Amerikan rüyasının artık genç nesiller için anlamsız bir şakaya dönüştüğünü ve toplumu derinden böldüğünü öne sürdü.
Ryumşin, Reuters anketine göre Amerikalıların yüzde 70'inin artık ülkelerini dünyanın en büyük devleti olarak görmediğini, yüzde 64'ünün ise demokrasinin tehlikede olduğuna inandığını belirtti. Katılımcıların yüzde 38'i ABD'nin birleşik bir devlet olarak 250 yıl daha ayakta kalamayacağını düşünüyor. Yazar, Donald Trump'ın başkanlığıyla başlayan dönemin tutarlı bir plan getirmediğini, Trump'ın yalnızca kendi ihtişamına odaklandığını savundu.
İran Savaşı ABD'nin Askeri Üstünlük Yanılsamasını Sona Erdirdi
Novıy Vostok sitesinde Viktor Mihin, 39 gün süren İran savaşının ABD için bir stratejik hezimet olduğunu yazdı. Mihin'e göre savaşın hiçbir hedefine ulaşılamadı: Tahran'daki rejim düşmedi, öldürülen dini liderin yerine oğlu geçti, İran'ın füze kapasitesinin yüzde 70'i hâlâ operasyonel ve zenginleştirilmiş uranyum stokları Tahran'ın kontrolünde kaldı.
Yazar, Trump'ın Haziran 2026'da Versay'da İran'la imzaladığı mutabakat zaptının, ABD'nin savaş başındaki hedeflerinden zayıf bir geri çekiliş olduğunu belirtti. Bu yenilginin, Pentagon'un on yıllardır güvendiği teknolojik üstünlüğün yeni askeri gerçeklik karşısında bir yanılsamaya dönüştüğünü gösterdiğini öne sürdü. Kaybedilen stokların yenilenmesinin yıllar alacağını ve bunun ABD kuvvetlerini Orta Doğu, Asya ve Avrupa'da savunmasız bırakacağını yazdı.
Transatlantik Kopuş Rusya'ya Stratejik Avantaj Sağlıyor
Tsargrad sitesinden Vladimir Golovlaşin ise ABD ile Avrupa Birliği arasındaki 'boşanmanın' Rusya için kaçırılmayacak bir fırsat penceresi açtığını vurguladı. Yazar, Trump'ın Avrupalı müttefiklerine yönelik saldırılarının artık ticari anlaşmazlıkların ötesine geçerek jeopolitik bir kırılmaya dönüştüğünü belirtti.
Yeni gümrük tarifelerinin Avrupa'nın otomotiv, çelik, lüks tüketim ve kimya sektörlerini vurduğunu, Washington'ın Avrupa'yı bir müttefik değil, zayıflatılması gereken bir rakip olarak gördüğünü yazdı. Golovlaşin, bu durumun NATO içinde bölünme yarattığını, Batı'yı zayıflattığını ve Avrupa'yı kendi savunmasına kaynak ayırmaya iterken, ABD'yi Orta Doğu bataklığına saplanmaya ittiğini öne sürdü.
Yazar, 'İki düşman kavga ettiğinde üçüncü kazanır' diyerek, Kremlin'in temel stratejisinin Avrupa-Atlantik birliğini parçalamak olması gerektiğini vurguladı. Bu ayrışmanın Soğuk Savaş'ın ve tek kutuplu dünyanın kesin sonu anlamına geldiğini, Rusya'nın belirleyici bir jeopolitik dönemece girerken hızlı ve kararlı adımlar atması gerektiğini yazdı.