Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nun genel oturumunda yaptığı konuşmada Rus ekonomisinin karşı karşıya olduğu baskıyı örtmeden ama doğrudan da derinleştirmeden anlattı. Bu yılki forumda alışıldık iyimser tonun daha temkinli bir biçime büründüğü dikkat çekti.
Rusya’da bütçenin açık verdiği, büyük şirketlerin yüksek faiz oranları altında zorlandığı ve küçük işletmelerin artan vergiler nedeniyle sıkıştığı bir dönemde yapılan konuşma, Putin için de farklı bir zemin yarattı. Önceki yıllarda büyümeyi öne çıkaran mesajlar veren Rus lider, bu kez söylemini BRICS ülkelerinin ekonomik başarısına kaydırdı.
Putin, Rus ekonomisinin zorlandığı yönündeki eleştirilere kısa bir yanıt vererek Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yaptı. Ancak konuşmada, ekonomiyi gerçekten canlandıracak somut adımlar ya da iş dünyasının merak ettiği net bir yönlendirme öne çıkmadı.
Faiz ve yaptırımlar konusunda net mesaj çıkmadı
İş dünyası açısından en kritik başlıklardan biri olan politika faizinin geleceğine ilişkin açık bir işaret verilmedi. Kremlin’in savaş planlarının yaptırım rejimini doğrudan belirlemesi nedeniyle bu konuda da yeni bir çerçeve ortaya konmadı.
Konuşmada verilen tek somut vaat, şirketlerin tercihli vergi rejimlerinden yararlanabilmesi için yıllık gelir eşiğinin şimdilik düşürülmeyeceği oldu. Bu eşik şu anda 20 milyon ruble seviyesinde bulunuyor.
Geçen yıl 60 milyon rubleye kadar olan şirketler bu kolaylıktan yararlanabiliyordu. Hükümet daha önce bu sınırı 10 milyon rubleye indirmeyi planlamıştı, ancak Putin bu planın askıya alınmasını istedi.
Yüzeyde bakıldığında bu karar iş dünyasına destek gibi görünse de, daha önce 60 milyon rubleden 20 milyon rubleye yapılan sert indirimin bazı şirketleri zaten zor durumda bıraktığı belirtiliyor. Bu nedenle açıklamanın temel işlevi, seçimler öncesinde kalan şirketleri sakinleştirmek olarak yorumlanıyor.
St. Petersburg saldırıları görmezden gelindi
Putin, forumun ilk günlerinde St. Petersburg’a yönelik saldırılara ise hiç değinmedi. Konuşma, kentte yaşanan güvenlik gerilimleri yok sayılıyormuş izlenimi yarattı.
Forumlarda yıllardır sergilenen iyimser ekonomik tablo ile gerçek sorunlar arasındaki fark bu yıl daha keskin biçimde hissedildi. İş dünyasına, belirsizliği azaltacak bir rota yerine bir kez daha kontrollü bir iyimserlik sunuldu.
United Russia aday listelerinde ordu vurgusu
Metinde ayrıca United Russia’nın Devlet Duması seçimleri öncesi ön seçim süreci de anlatılıyor. Sonuçların büyük ölçüde önceden belli olduğu bu süreçte, asıl amaç en güçlü adayları seçmekten çok kampanyayı erkenden başlatmak ve idari mobilizasyonu test etmek olarak aktarılıyor.
Bu kez Kremlin’in siyasi ekibinin öne çıkarmaya çalıştığı grubun askerler olduğu belirtiliyor. Farklı tahminlere göre parti listelerinde 50 ila 60 arasında "özel askeri operasyon katılımcısı" yer alabilir. Bu sayı, Başkanlık İdaresi’nin başlangıçta hedeflediği yaklaşık 100 kişilik planın altında kalıyor.
Putin’in daha önce Ukrayna’da savaşan askerleri "yeni elit" olarak tanımladığı ve onların hızla yükselmesini istediği hatırlatılıyor. Valiler ve Başkanlık İdaresi yetkilileri de çeşitli atamalarla bu mesajı sahada göstermeye çalışıyor.
Ancak bu atamaların çoğunun sembolik kaldığı, askerlerin genellikle mali ya da karar alma gücü olmayan görevlere yerleştirildiği ifade ediliyor. Onlara çoğunlukla vatansever eğitim, bölgesel güvenlik ve diğer gazilerle çalışma gibi başlıklar veriliyor.
Devlet Duması koltuğunun da bu çerçevede uygun bir alan gibi görüldüğü, ancak burada da sıkı parti disiplini nedeniyle kişisel etkinin sınırlı kaldığı aktarılıyor. Siyasi ekibin, "veteran" görünümü taşıyan birkaç düzine ismin federal parlamentoya taşındığını rapor edebileceği belirtiliyor.
Öte yandan bu isimlerin bir kısmının zaten elit çevrelerin içinde yer aldığı, milletvekilleri, yerel yöneticiler ve bürokratlar arasından seçildiği anlatılıyor. Magadan’da seyahat blog yazarı Bogdan Bulychev’in, Pskov’da ise iş insanı Anton Moroz’un ön seçimleri "SVO katılımcısı" etiketiyle kazandığı örnekler veriliyor. Ancak bu kişilerin savaşla bağının oldukça zayıf olduğu vurgulanıyor.
Gerçek askeri personel içinde ise kıdemli subayların öne çıktığı, er ve genç subay sayısının sınırlı kaldığı belirtiliyor. Sistemin, deneyimli ve uyumlu isimleri seçerek olası bir "veteran fraksiyonu" oluşmasını önlemeye çalıştığı değerlendirmesi yapılıyor.
Ön seçimlerde katılım oranı da Kremlin’in beklediğinin altında kaldı. Hedeflenen yaklaşık yüzde 10’luk katılım oranına rağmen yüzde 9’da kalındığı, bazı bölgelerde ise önceki kampanyalara göre neredeyse yarı yarıya düşüş yaşandığı aktarılıyor.
Bu tabloya rağmen "seçim sultanlıkları" olarak anılan, katılımın yüzde 15 ila 20 bandında olduğu bölgelerle oran kısmen dengelendi. Yine de metin, idari makinenin eskisi kadar güçlü işlemediği ve gelir kaybı ile işten çıkarmaların bu zayıflamada rol oynadığı sonucuna varıyor.
Elitlerin çocukları için beklenti karşılanmadı
Forumun bir diğer dikkat çeken başlığı, Rus elitlerinin çocuklarının kamusal alandaki görünürlüğü oldu. Savaşın başlamasından bu yana bu isimlerin panellerde yer alması, ikinci kuşağın sahneye çıkarıldığı yönünde yorumlara neden olmuştu.
Ancak üç yıllık süreç sonunda bu teorinin karşılığını bulmadığı söyleniyor. Katerina Tihonova, Maria Vorontsova, Aleksandr Vaino, Vladimir Kiriyenko, Roman Rotenberg ve Boris Kovalçuk’un kariyerlerinde kayda değer bir sıçrama yaşanmadığı ifade ediliyor.
Metin, bazı aile bağlarının güçlü olmasına rağmen bu isimlerin hâlâ önceki konumlarında kaldığını belirtiyor. Aleksandr Vaino’nun Stratejik Girişimler Ajansı’ndaki konumu ile Roman Rotenberg’in pozisyonu, aile geçmişleriyle kıyaslandığında sınırlı görülüyor.