Kırgızistan, Devlet Başkanı Sadyr Japarov’un 2020’de iktidara gelmesinden bu yana Rusya’ya daha yakın bir çizgiye kayarken, içeride de daha sert bir iktidar düzenine doğru ilerliyor. Ülke, uzun süre istikrarsızlık ve sık sık yaşanan siyasi sarsıntılarla anıldı; Japarov ise merkezi ve güçlü bir yönetim kurmaya yöneldi.
Bu yönelim, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı savaşla birlikte daha da belirginleşti. Kırgızistan, Moskova’nın gölge ticaretinde kullandığı başlıca kripto para merkezlerinden biri haline geldi. Bu düzenin arkasında, Moldova’daki büyük banka yolsuzluğu nedeniyle aranan oligark Ilan Shor’un bulunduğu ifade ediliyor. Aynı dönemde Moskova ile Shor’un ülkede "Eurasia" adıyla bir propaganda ağı kurduğu da aktarılıyor.
Moskova’ya yakınlık, beklenen karşılığı vermedi
Kırgız yönetiminin Rusya’ya yakın durmasına rağmen Bishkek’in elde ettiği somut kazanımların sınırlı kaldığı belirtiliyor. Rusya’da çalışan Kırgız vatandaşları, diğer Orta Asyalı göçmen işçilerle benzer baskı ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Kremlin’in sağladığı en görünür desteğin ise birkaç yüz okul otobüsü ve dokuz Rusça okul inşa etme planı olduğu kaydediliyor.
Metinde, Kırgızistan’ın savaş sonrasında Moskova’ya en fazla yaklaşan eski Sovyet ülkelerinden biri haline geldiği, ancak bunun ülkeye güçlü bir ekonomik ya da siyasi kazanç olarak dönmediği vurgulanıyor. Kırgızistan ile Rusya arasındaki yakınlık, büyük ölçüde temkinli bir sessizlik ve karşı tarafı kızdırmama siyaseti üzerinden şekilleniyor.
"Tarafsızlık" söylemi ve dikkatli denge
Japarov’un savaşın ilk günlerinde parlamentoda yaptığı değerlendirmede, durumun karmaşık olduğunu söylediği ve küçük bir ülke oldukları için çatışmayı durdurma gücüne sahip olmadıklarını belirttiği aktarılıyor. Aynı konuşmada gıda ve yakıt fiyatlarının yükselmesinden, doların güçlenmesinden söz ederek birlik çağrısı yaptığı ifade ediliyor.
Bu yaklaşımın Kırgızistan’ın resmî tarafsızlık çizgisi olduğu, ancak bu tarafsızlığın fiiliyatta Moskova ve Pekin’i rahatsız etmeme hassasiyetine dayandığı anlatılıyor. Ülkenin, Batı’dan büyük yatırım beklemediği için Rusya ve Çin ile ilişkileri önceliklendirdiği değerlendiriliyor.
Batı ile mesafe, içeride daha fazla kontrol
Japarov’un siyasi yükselişinin önemli başlıklarından biri, Kanada merkezli Centerra Gold’dan Kumtor altın madeninin kamulaştırılması oldu. Madenin 2022’de tamamen devlet kontrolüne geçtiği, ancak yeni sahiplerin işi ne kadar verimli yürüttüğüne dair soru işaretleri bulunduğu belirtiliyor.
Yönetimin yabancı yatırımlar üzerindeki denetimi artırdığı, yabancıların erişebileceği maden sahalarının sınırlandığı ve yeni bir Maden Yasası hazırlandığı aktarılıyor. Buna karşın, yatırım uyuşmazlıklarında İngiliz hukukunun esas alınması öneriliyor ve Issık Göl bölgesindeki Tamçı yatırım alanında İngiliz kurallarına dayalı özel bir Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi’nin Şubat 2025’te açıldığı ifade ediliyor.
Washington’da daha temkinli bir ton
Kırgızistan liderinin ilk Orta Asya-ABD zirvesinde diğer bölge liderlerine kıyasla daha geri planda kaldığı anlatılıyor. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kassım-Jomart Tokayev’in Donald Trump’a dikkat çeken sözler söylediği, Özbekistan lideri Şevket Mirziyoyev’in ise Trump’ı Ukrayna savaşını durdurabilecek tek isim olarak tanımladığı bir ortamda, Japarov’un daha çok dijital ekonomi ve yapay zekâya odaklandığı belirtiliyor.
Japarov’un görüşmelerde özellikle hidroelektrik projelerini ve Kambarata santralinin hazırlıklarını gündeme taşıdığı, ancak maden başlığını öne çıkarmadığı aktarılıyor. Bunun, Kırgızistan’ın elinde Trump yönetiminin ilgisini çekecek ölçekte maden varlığı kalmamasıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.
Otoriterleşme ivmesi hızlandı
Metne göre Kırgızistan, Japarov döneminde daha katı bir güç merkezileşmesine girdi. Freedom House verilerine atıf yapılarak ülkenin 2019’da 38 puanla "kısmen özgür" kategorisinde yer aldığı, daha sonra 25 puana gerileyerek "özgür olmayan" sınıfa düştüğü belirtiliyor.
Bu süreçte kabul edilen yeni anayasanın cumhurbaşkanının yetkilerini ciddi biçimde genişlettiği, bunun da siyasi yapıyı daha sert ve dikey bir çizgiye taşıdığı ifade ediliyor. Kırgızistan’ın böylece, bir yandan Rusya ile yakın çalışırken diğer yandan içeride daha az tartışmaya açık bir yönetim modeline yöneldiği sonucu öne çıkıyor.
Göçmenler, yargı ve çelişkili dosyalar
Rusya ile yakınlaşmanın Kırgız vatandaşlarına otomatik olarak kolaylık sağlamadığı da anlatılıyor. Rusya’da çalışmak isteyen ya da orada yaşayan Kırgızların, baskı ve ayrımcılığın diğer Orta Asyalı göçmenlerle benzer şekilde sürdüğü, buna karşın Kırgızistan’a dönen bazı kişilerin de ceza tehdidiyle karşılaşabildiği belirtiliyor.
Metinde, çift vatandaşlığa sahip genç bir Kırgız vatandaşı olan Samat’ın hikâyesi örnek olarak veriliyor. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra Rusya Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzaladığı, savaş başlamadan sözleşmesini bitirmeye çalıştığı, ancak 2022 Mart’ında Bişkek’e dönünce havaalanında arananlar veritabanı üzerinden tespit edilerek gözaltına alındığı aktarılıyor. Sonraki akıbetinin bilinmediği ifade ediliyor.
Öte yandan Rusya adına savaşan bazı Kırgızların da hapse girdiği, ancak cezaların her dosyada aynı şekilde işlemediği belirtiliyor. Askar Kubanychbek uulu’nun paralı askerlikten on yıl hapse mahkûm edildiği, ardından üç yıllık denetimli serbestlikle bırakıldığı ve daha sonra yeniden Rusya’ya giderek Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzaladığı kaydediliyor.
Genel tablo, Kırgızistan’ın Rusya’ya sadakat gösterirken içeride daha kapalı ve daha kontrollü bir siyasal düzene geçmesini ortaya koyuyor. Moskova’ya yakınlık, Bishkek’e güçlü bir dış destekten çok, dikkatli bir denge siyaseti ve artan bir otoriterleşme zemini olarak geri dönüyor.