St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu bu yıl, Rusya’nın ekonomik tablosundaki sert çelişkileri aynı anda ortaya koyan bir sahneye dönüştü. Forum, Ukrayna dronunun bir petrol terminali ve başka altyapı tesislerini hedef almasıyla açıldı; bu görüntü, etkinliğin geri kalanına da damgasını vuran savaş ekonomisi geriliminin simgesi oldu.
Toplantılarda dört farklı ekonomik gerçeklik yan yana durdu. Kremlin cephesinden gelen açıklamalar, devlet kontrolündeki büyüme anlatısını öne çıkarırken; maliye yönetimi bütçe disiplinini, özel sektör ise yatırım yapmayı zorlaştıran finansal baskıları gündeme taşıdı. Ortaya çıkan tablo, aynı ekonomiye bakan ama birbirini tutmayan dört ayrı pencereden oluştu.
Putin büyüme ve istikrar vurgusu yaptı
Vladimir Putin, gazetecilere yaptığı açıklamada Rus ekonomisinin sağlığı için mücadele ettiklerini söyledi. Ona göre ülke, adı verilmeyen bazı ülkelerde görüldüğü öne sürülen yüksek enflasyon riskinden uzak tutulmaya çalışılıyor. Putin ayrıca Rusya’nın son yıllarda yüzde 10 büyüdüğünü, Avrupa’nın ise yüzde 3 büyüdüğünü savundu.
Ancak bu anlatı, sahadaki ekonomik baskılarla yan yana durduğunda ikna edici görünmedi. Devletin üst katmanından gelen iyimser söyleme rağmen, bazı göstergeler iş gücü piyasasında ve kamu maliyesinde gerilimin arttığını işaret ediyor. Kamuoyuna aktarılan çerçeve, mevcut sıkıntıların daha büyük bir çöküşü önlemek için katlanılması gereken bedeller olduğu yönünde kuruldu.
Siluanov bütçe sıkılaştırması istedi
Maliye Bakanı Anton Siluanov, bütçe kuralının daha öngörülebilir bir ruble politikasıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Siluanov, döviz kurunun daha tahmin edilebilir olacağını ve bu nedenle bütçenin ana başlık haline geldiğini vurguladı.
Bu yaklaşım, bütçe harcamalarının yeniden ayarlanacağına işaret ediyor. Petrol ve gaz gelirleri, fiyatlarda şubat sonrasındaki artışa rağmen geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 30 daha düşük kaldı ve bu farkın yaklaşık 3 trilyon ruble olduğu ifade edildi. Siluanov, bütçe açığının daha önce belirlenen GSYH’nin yüzde 1,6’lık hedefinin biraz üzerinde kalacağını söyledi.
Ancak yılın son çeyreğine girilirken bu hedeflerin ne kadar gerçekçi olduğu soru işareti taşıyor. Gelir artışının önemli kısmı, yüksek enflasyon nedeniyle kendiliğinden yükselen KDV tahsilatından geldi. Bu da büyümenin tabana yayılmış ve sağlam bir genişleme mi, yoksa fiyat baskılarının ürettiği geçici bir mali rahatlama mı olduğu sorusunu güçlendirdi.
Askeri harcamalara dair uyarılar arttı
Yetkililerin kapalı değerlendirmelerinde, askeri harcamaların sürdürülebilir olmadığı yönünde uyarılar bulunduğu aktarıldı. Buna karşın siyasi düzlemde bunun tersinin geçerli olduğu, yani mevcut para akışının sürdürülmesinin rejim açısından daha öncelikli olduğu görüldü.
Harcamalar mevcut ölçeğiyle ilgili sektörlere ve çıkar gruplarına aktarılmayı bırakırsa, devlet kaynakları için rekabetin daha da sertleşeceği belirtiliyor. Maliye yönetimi gerçekten üç yıl içinde bütçeyi dengelemek istiyorsa, harcamaların düşmesi gerekecek. Bu aşamada vergi artışının ise enflasyonu daha da yükseltebileceği, yatırımı sınırlayabileceği ya da hane gelirlerini sıkıştırabileceği değerlendiriliyor.
Hükümetin "sanal ekonomi" reçetesi eleştirildi
Hükümet içinde bir başka yaklaşım da büyümenin emek verimliliği, teknolojik dönüşüm, daha iyi iş ortamı ve iş gücünün yeniden dağıtılmasıyla sağlanabileceği yönünde şekillendi. Ancak bu reçete, forumdaki eleştirilerde "ucuz vaat" olarak kaldı. Dar iş gücü piyasası bazı işletmeleri teknoloji yatırımı yapmaya zorlasa da, geniş ekonomide verimlilik artışının çoğu çalışanların daha uzun saatler ve daha yüksek baskı altında çalışmasıyla sağlandı.
Teknolojik dönüşümün gerçek bir itici güç olarak sunulması da sorgulandı. Rusya’nın Ar-Ge yatırımlarının anlamlı düzeyde olmadığı, Çinli üreticilerle rekabetin ise ancak güçlü korumacılıkla sınırlanabildiği vurgulandı. İş ortamının da mevcut siyasi düzende kayda değer biçimde iyileşmesinin zor olduğu görüşü öne çıktı.
Gref yatırım için siyasi yön değişikliği çağrısı yaptı
Sberbank Üst Yöneticisi German Gref, bu hafta faiz oranlarının yüzde 10 ila 12 bandının iş dünyası için psikolojik bir eşik haline geldiğini söyledi. Ona göre enflasyon düştükçe bu oranların reel baskısı daha da ağırlaşıyor ve siyasi yaklaşım değişmeden yatırım iştahı toparlanmıyor.
Gref ayrıca, fiyat baskısı 2023 ve 2024’teki hızında sürerken bu tür faizlerin daha az sorun yaratabileceğini, ancak mevcut koşullarda bu seviyelerin iş dünyasını zayıflattığını dile getirdi. Faizlerin daha da indirilememesi ise arz tarafının, özellikle de iş gücü piyasasının, zaten sınırına yaklaşmış olmasına bağlandı.
Gref’in "iş dünyasını destekleme" çağrısı, büyük ve küçük ölçekli şirketlerin devletin temeli olduğu yönündeki bir uyarı olarak öne çıktı. Mesajın özü, ekonomik baskının sürmesi halinde dengenin daha da bozulacağı oldu.
Forumdaki tablo, savaş ekonomisinin sınırlarını gösterdi
Etkinlik boyunca sergilenen dört ayrı ekonomik anlatı birbirini desteklemekten çok birbirine çarpıyor. Devlet, zararları yumuşatan bir büyüme hikâyesi anlatıyor; maliye yönetimi harcamaları kısmaya hazırlanıyor; özel sektör ise yatırımın finansal ve siyasi maliyetinden şikâyet ediyor.
Bu çelişki, savaşın Rus ekonomisinin yapısını nasıl yeniden kurduğunu da görünür kıldı. Kaynakların askeri sanayiye ve çatışmadan kazanan gruplara yönelmesi, sivil büyüme için alanı daraltıyor. Laboratuvar gibi sunulan politika çözümleri ise, mevcut siyasi ve mali düzen değişmeden, yapısal sorunları çözmeye yetmiyor.
Sonuçta forum, gösterilecek fazla şeyin olmadığı ve söylenecek sözün giderek tükendiği bir vitrin olarak kaldı. Sergilenen mesajlar, ekonomik normalleşme arayışı ile savaşın ürettiği kalıcı dengesizlik arasında sıkışmış durumda.