Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Orta Asya ülkeleri, Rusya ve Çin'le devam eden siyasi, ekonomik ve güvenlik bağlarını korurken dış politika ve ticaret güzergahlarını çeşitlendirmeye yöneliyor. DİPAM Başkanı Dr. Tolga Sakman, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ın büyük güçler arasındaki rekabette kendilerine alan açmaya çalıştığını ve bölgesel iş birliğini derinleştirdiğini değerlendirdi.
Sakman'a göre bölgedeki değişim, Orta Asya'nın Rusya'dan uzaklaşıp Çin'e yaklaşması şeklinde tek yönlü ilerlemiyor. Asıl dönüşüm, ülkelerin aynı anda birden fazla dış politika ekseni oluşturduğu çok vektörlü yaklaşımın bölgesel bir stratejiye dönüşmesiyle yaşanıyor.
Rusya ile bağlar sürerken alternatifler artıyor
Rusya'nın Orta Asya'daki ağırlığı güvenlik ilişkileri, siyasi ve askeri etki, ekonomik bağlar, enerji altyapısı, iş gücü hareketliliği ve tarihsel bağlantılar üzerinden devam ediyor. Özellikle Kazakistan ve Kırgızistan açısından Rusya ile ekonomik ve güvenlik ilişkilerinin kısa vadede ortadan kalkmasının zor olduğu değerlendiriliyor.
Moskova'nın Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında askeri ve ekonomik kaynaklarının önemli bölümünü savaşa ayırması, bölge ülkelerinin bazı alanlarda alternatif bağlantılar kurma ihtiyacını artırdı. Bu arayış, Rusya'yı dışlamaktan çok Rusya ile ilişkilerin tek seçenek olmasını önlemeyi amaçlıyor.
Çin de enerji yatırımları, altyapı projeleri, ticaret ve Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki bağlantılar sayesinde Orta Asya'nın en önemli ekonomik ortakları arasında yer almayı sürdürüyor. Bölge ülkeleri Çin'in finansman ve yatırım kapasitesinden yararlanırken ekonomik bağımlılığın siyasi bağımlılığa dönüşmemesi için Avrupa, Türkiye, Körfez ülkeleri, Güney Kore, Japonya, Hindistan ve ABD ile ilişkilerini genişletiyor.

Orta Koridor tek güzergah bağımlılığını azaltıyor
Denize doğrudan erişimi bulunmayan Orta Asya ülkeleri, dış ticaret ve ulaşımda tek güzergaha bağlılığın yarattığı kırılganlığı alternatif hatlarla azaltmaya çalışıyor. Çin'e uzanan doğu hattının yanı sıra Hazar üzerinden Azerbaycan ve Türkiye'ye giden batı güzergahı ile güneye uzanan bağlantı arayışları da önem kazanıyor.
Bu bağlamda Orta Koridor, yalnızca bir ulaştırma projesi değil, ülkelerin dış politika seçeneklerini artıran stratejik bir araç niteliği taşıyor. Koridorun değeri, Rusya'ya alternatif oluşturmasının yanı sıra Orta Asya ülkelerinin tek bir ulaşım hattına bağımlılığını düşürme potansiyelinden kaynaklanıyor.
Dünya Bankası'nın 28 Eylül'de yayımladığı çalışmaya göre, gerekli altyapı yatırımları ve ticareti kolaylaştıracak reformlar hayata geçirilirse Orta Koridor'daki ticaret hacmi 2040'a kadar üç kattan fazla artabilir. Daha kapsamlı reformlarla bu artışın dört kata ulaşabileceği öngörülüyor. Demiryolları, limanlar ve lojistik altyapısı için 2040'a kadar en az 25 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı bulunduğu belirtiliyor.
Enerji de çoklu ortaklık stratejisinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan'ın güzergah ve pazar çeşitlendirme arayışları, enerji ile ulaştırmanın aynı jeopolitik denklemin parçaları olduğunu gösteriyor.

Hazar'ın iki yakası ekonomik ve siyasi olarak yakınlaşıyor
Orta Asya ülkeleri ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin gelişmesi, Hazar'ın iki yakası arasında ekonomik ve siyasi bağların güçlenmesini sağlıyor. Avrupa'ya erişim böylece yalnızca fiziksel bir güzergah olmaktan çıkarken ulaştırma, ticaret, yatırım ve enerji alanlarındaki kurumsal bağlantılar da ilerliyor.
Türk Devletleri Teşkilatı'nın ulaştırma gündeminde Orta Koridor'un geliştirilmesi ve üye ülkeler arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi önemli yer tutuyor. Azerbaycan, Türkiye ve Orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkiler, kültürel ve tarihsel bağların yanında somut ekonomik alanlarda da kurumsallaşıyor.
Bölge ülkeleri dış aktörlerle ilişkilerini çeşitlendirirken kendi aralarındaki sınır ve ekonomik meseleleri de yeniden düzenlemeye çalışıyor. Bu iç bölgesel iş birliği, Orta Asya'nın uluslararası sistemdeki konumunu etkileyebilecek önemli gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Orta Asya ülkeleri ile Azerbaycan'ın 8 Ekim'de yapacağı zirve ve Türkmenistan'ın Avaza kentinde 9 Ekim'de düzenlenecek Bağımsız Devletler Topluluğu Devlet Başkanları Konseyi toplantısı, bölgenin farklı bağlantılarını ortaya koyan iki siyasi başlık olarak öne çıkıyor.
İlk toplantı, Orta Asya'nın Hazar'ın batısına ulaştırma, enerji ve ekonomi üzerinden açılma kapasitesini gösterecek. İkinci toplantı ise Rusya'nın merkezinde bulunduğu kurumsal ağın bölgedeki ağırlığına ilişkin bir gösterge sunacak.