Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübünün 23. yıllık toplantısının genel oturumu sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İran’ın nükleer programından Avrupa güvenliğine, Rusya’nın Asya ülkeleriyle ilişkilerinden Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne kadar çeşitli başlıklarda konuşan Putin, Moskova’nın diplomatik ve güvenlik önceliklerine ilişkin değerlendirmeler yaptı.
İran uranyumu için Rusya’nın önerisi
İran’ın nükleer programına değinen Putin, Rusya’nın önceki krizin çözümünde önemli rol üstlendiğini ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın hazırlanmasına katkıda bulunduğunu söyledi. İran’da zenginleştirilen uranyumun ülke dışına çıkarılarak Rusya’ya götürülmesi yönündeki teklifin hâlâ masada bulunduğunu belirtti.
Putin’e göre teklifin ilk aşamasında İran, ABD ve İsrail kabul yönünde tutum aldı. Daha sonra Washington, uranyumun yalnızca ABD’ye gönderilmesi şartını öne sürdü; bunun ardından İran da tutumunu sertleştirdi.
Rusya’nın bölgedeki güvenlik sorunlarının barışçıl yöntemlerle çözülmesini desteklediğini kaydeden Putin, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını ve İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasını umduğunu ifade etti.
Asya ülkeleriyle ilişkiler ve yaptırımlar
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in küresel medeniyet girişimine ilişkin soruyu yanıtlayan Putin, Moskova ile Pekin’in medeniyetler arası etkileşim konusunda ortak görüşlere sahip olduğunu söyledi. Rusya’nın Şi’nin girişimini desteklediğini, Çin’in de Rusya’nın girişimlerine saygı gösterdiğini belirtti.
Rusya ve Çin’in Kuzey Deniz Yolu’nu karşılıklı çıkarlar temelinde kullanabileceğini dile getiren Putin, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği zirvesi çerçevesinde Rusya, ABD ve Çin arasında üçlü görüşme yapılmasının mümkün olduğunu kaydetti. Böyle bir buluşmanın büyük ölçüde zirveye ev sahipliği yapan Çin’e bağlı olacağını belirten Putin, öncelikle görüşmenin konusunun netleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Japonya ile ilişkilerde Moskova’nın yaklaşımının değişmediğini belirten Putin, Tokyo’nun tutumunun özellikle yaptırımların uygulanmasından sonra değiştiğini ifade etti. Japonya’nın askerileşmesinden ve Rusya sınırlarına yakın bölgelerde askeri-siyasi bloklar kurulmasından endişe duyduğunu söyleyen Putin, mevcut sorunların aşılması durumunda iki ülke arasındaki işbirliğinin birçok alanda ilerleyebileceğini kaydetti.
Putin, Sırbistan’ın Moskova’ya yönelik yaptırımlara katılmama kararını takdir ettiklerini söyledi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin görüşmeler sırasında Ukrayna’daki çatışmanın çözümünü sürekli gündeme getirdiğini belirten Putin, Modi’ye fikirleri ve çözüm arayışları için teşekkür etti. Rusya ile Hindistan’ın yüksek teknoloji alanları da dahil ortak projeleri sürdürdüğünü ve işbirliği potansiyelinin büyük olduğunu ifade etti.
Nükleer riskler ve Birleşmiş Milletler
Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın uzatılması ve nükleer silahlarla bağlantılı risklerin düşürülmesine ilişkin soruya yanıt veren Putin, Rusya’nın uluslararası anlaşmalardan ayrılan taraf olmadığını söyledi. ABD’nin çeşitli gerekçelerle ilgili anlaşmalardan ayrıldığını, Moskova’nın ise diyaloğu yeniden kurmaya çalıştığını belirtti.
Rusya’nın yeni silah sistemlerine sahip olduğunu dile getiren Putin, nükleer silahların oluşturduğu tehditlerin farkında olduklarını ve anlaşmalarla desteklenen caydırıcılık mekanizmalarına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Karşılıklı çıkar olması halinde ABD ile bu konuda diyaloğu yeniden başlatmaya hazır olduklarını kaydetti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin karar alma mekanizmalarının bazı yönleriyle eski kaldığını söyleyen Putin, buna rağmen Konsey’in devre dışı bırakılarak hareket edilmemesi gerektiğini belirtti. Veto hakkının, büyük askeri güçler arasındaki çatışmaların doğrudan karşılaşmaya dönüşmesini önlemek amacıyla oluşturulduğunu ifade eden Putin, silahlı güç kullanımını öngören kararların Güvenlik Konseyi tarafından onaylanması gerektiğini söyledi.
Güvenlik Konseyi’nde Hindistan ve Afrika ülkeleri dahil daha geniş temsil sağlanması gerektiğini belirten Putin, Yugoslavya konusunda Rusya’nın görüşünün dikkate alınmadığını ve kararların Birleşmiş Milletler dışında alınarak hareket edildiğini savundu.
Avrupa ile ilişkiler ve Filistin
Putin, Avrupa’yı gelecekteki Avrasya ortaklığının bir parçası olarak değerlendireceklerini ve Avrupa ile diyalog için ön koşul koymadıklarını söyledi. Rusya’nın Avrupa Birliği’nin dağılmasını istemediğini belirten Putin, Moskova’nın Avrupa ülkeleriyle işbirliği kurmayı hedeflediğini ifade etti.

Rusya’daki bazı Avrupa varlıklarının geçici yönetime devredildiği iddiasını da yanıtlayan Putin, Rusya’nın herhangi bir varlığı kamulaştırmadığını söyledi. Avrupa ülkelerinde Rus işletmelerine, özellikle petrol ve doğal gaz sektöründeki şirketlere el konulmasına ilişkin örnekler bulunduğunu belirten Putin, koşulların uygun şekilde gelişmesi halinde Avrupa şirketlerinin işletmelerini geri alabileceğini dile getirdi.
Filistin meselesinde Filistin devletinin kurulması gerektiğini yineleyen Putin, ABD’nin Orta Doğu politikasında kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini söyledi. İsrail’in sorunlarına İsrail halkının karar vermesi gerektiğini belirtti.
Ukrayna’nın tarafsızlığı ve çatışmanın çözümü
Ukrayna’nın tarafsız statüsünün Rusya’nın hedefleri arasında kalıp kalmadığı sorusuna Putin olumlu yanıt verdi. Moskova’nın daha önce Ukrayna’nın tarafsız statüsünü esas aldığını belirten Putin, Kiev’in daha sonra NATO’ya katılma hedefini anayasasına dahil ettiğini savundu.
Rus birliklerinin çatışma bölgesinde ilerlemeyi sürdürdüğünü söyleyen Putin, Rusya’nın yine de çatışmanın barışçıl yöntemlerle çözülmesini desteklediğini ifade etti. Minsk anlaşmaları ve İstanbul görüşmelerine ilişkin değerlendirmesinde Putin, Batılı ülkelerin Rusya’yı aldattığını öne sürdü. İstanbul’da anlaşmaların neredeyse tamamlandığını, ancak daha sonra Batılı ortakların önerisiyle bu anlaşmalardan vazgeçildiğini söyledi.
Putin, ABD’nin Anchorage görüşmelerinde sunduğu önerileri Rusya’nın kabul ettiğini, ancak ABD tarafının daha sonra düşünmesi gerektiğini belirtti. Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde yaklaşık yüzde 11’lik bölümün Kiev’in kontrolünde kaldığını söyleyen Putin, bu bölgenin Rusya’nın kontrolüne tahmin edilenden daha erken geçeceğini savundu.
Meselenin yalnızca topraklarla sınırlı olmadığını, insanların da dikkate alınması gerektiğini belirten Putin, Rusya açısından kabul edilebilir koşullar üzerinde uzlaşılması halinde çatışmaların sona erdirilmesinin daha iyi olacağını söyledi. Kiev ve Batılı ortaklarının çatışmayı bitirme isteği bulunmadığını da öne sürdü.
Putin, Valday'daki konuşmasında Gazze'deki durumun çözülmesi gereken en hassas ve acil sorunlardan biri olduğunu da söyledi. "Rusya'nın Filistin meselesindeki tutumu iyi bilinir ve konjonktürel değerlendirmelere tabi değildir" diyen Putin, kalıcı çözümün temel taşının BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu kararlarına dayanan tam teşekküllü bir Filistin devletinin kurulması olduğunu vurguladı.