Rusya’nın, Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde dini hayatı sıkı denetime alan bir baskı düzeni kurduğu bildirildi. İbadethanelerin yıkıldığı, el konulduğu ya da kapatıldığı bölgelerde din adamları, cemaat üyeleri hakkında bilgi vermeye ve ibadet sırasında denetimi kabul etmeye zorlanıyor.
Ukrayna makamlarına göre 2025 baharına gelindiğinde Rus güçleri en az 67 din görevlisini öldürdü. İşgal altındaki Donetsk ve Luhansk bölgelerinde ise Ortodoks olmayan dini toplulukların büyük bölümünün ya ortadan kalktığı ya da yeraltına çekildiği aktarıldı.
Öne çıkanlar
- Rusya’nın işgal altındaki bölgelerde dini kurumları hedef alan bir kontrol sistemi kurduğu bildirildi.
- İbadethaneler yıkıldı, basıldı, mühürlendi ya da idari ve askeri amaçlarla kullanıma açıldı.
- Ukrayna tarafı, 2025 baharına kadar en az 67 din görevlisinin öldürüldüğünü açıkladı.
- Donetsk ve Luhansk’ta Ortodoks olmayan toplulukların çoğu faaliyetini durdurdu ya da gizlendi.
Yıkımdan el koymaya
Savaşın ilk dört yılında Din Alev Alev projesi, Ukrayna’da en az 742 dini mekânın hasar gördüğünü veya tamamen yıkıldığını belgeledi. Bunların arasında Ortodoks kiliseleri, Protestan ibadethaneleri, Katolik kiliseleri, sinagoglar, camiler ve ilahiyat okulları yer aldı.
En ağır yıkımın yaşandığı bölgeler arasında Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya öne çıktı. Sadece Donetsk bölgesinde en az 146, Luhansk’ta 83, Herson’da 78 ve Zaporijya’da 51 dini mekânın zarar gördüğü kaydedildi.
Mariupol’de de farklı dini topluluklara ait yapılar bombardıman ve işgal sürecinde ağır hasar aldı. Mayıs 2022’de, kentteki Yahudi cemaat merkezinin ve sinagogun tamamen yıkıldığı ortaya çıktı. Aynı şehirde Yedinci Gün Adventist Kilisesi’ne ait iki binanın da yok edildiği belirtildi.
İşgal altındaki bölgelerde saldırı yalnızca top atışlarıyla sınırlı kalmadı; bazı ibadethaneler doğrudan ele geçirildi, kapatıldı ve işgal yönetimlerine bağlı idari ya da askeri yapılara dönüştürüldü.
Melitopol’de kilise baskını
Melitopol’de 1910’da kurulan Grace Evangelical Christian Church’ün binası Rus güçleri tarafından alındı. Sovyet döneminde baskı gören cemaat, binasını 1991’de geri almıştı. İbadetler 2022 Eylül ayına kadar burada sürdü.
Maskeli silahlı kişiler kiliseye baskın düzenlediğinde çıkışlar kapatıldı, cemaati gruplar halinde dışarı çıkarıldı, belgeler toplandı ve arama yapıldı. Pastör Mykhailo Brytsyn ile kilise yöneticisi gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra, şehirden 48 saat içinde ayrılmaları istendi.
Brytsyn’e göre kilise daha sonra Zaporijya bölgesindeki sözde Kültür Bakanlığı’na devredildi ve savaş yanlısı propagandistleri anan törenler ile konserler için kullanılmaya başlandı. Binanın cephesindeki haç da kaldırıldı.
Din adamlarına baskı
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’nın değerlendirmesine göre, Rus güçleri tarafından öldürülen din görevlileri arasında farklı inançlardan isimler var. Bazıları işgal yönetimiyle işbirliği yapmayı reddettiği ya da Rus saldırganlığını açıkça eleştirdiği için öldürüldü. Bazıları ise cemaatlerinin yanında kalırken ibadethanelerin bombardımanında yaşamını yitirdi.
Herson bölgesinde Şubat 2024’te, Kalançak’ta görev yapan Ukrayna Ortodoks Kilisesi rahibi Stepan Podolçak evinden alındı. Ayakkabıları çıkarılmış, başına çuval geçirilmiş halde götürülen rahibin iki gün sonra işkence izleri taşıyan cesedi bulundu.
Podolçak’ın, işgal öncesinde de sonrasında da ayinleri Ukraynaca yürüttüğü, FSB ile defalarca görüşmeye çağrıldığı ve Moskova Patrikhanesi’ne katılmaya zorlandığı, ancak bunu reddettiği aktarıldı.
Melitopol’de de Protestan Word of Life Kilisesi’nin pastörü Dmytro Bodyu, Ukrayna için yapılan kamuya açık dua ayinlerine katıldığı ve inananların şehirden ayrılmasına yardımcı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. Herson bölgesinde ise Ukrayna Ortodoks Kilisesi rahibi Ihor Novoselsky 262 gün boyunca tutuklu kaldı.
Novoselsky’ye, Ukraynaca kullanmayı bırakması ve doğrudan Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlanması emredildi. Ancak bu baskıya direndiği için hapiste tutulduğu belirtildi.
Bağlam: Uzmanlar, işgal altındaki bölgelerde açık şiddetin zamanla yerini belge, kayıt, ceza ve yeniden tescil zorlaması gibi yöntemlerle kurumsallaşmış baskıya bıraktığını söylüyor. Bu sistemin, dini toplulukları yalnızca korkutmakla kalmayıp onları seçip ayıran bir denetim aracına dönüştüğü değerlendiriliyor.
Zorunlu kayıt, zorunlu uyum
Dini toplulukların Rus yasalarına göre yeniden kaydolması, işgal yönetiminin başlıca baskı araçlarından biri haline geldi. Topluluk liderlerinden ve kurucu üyelerden Rus vatandaşlığı talep edildiği, aksi halde mülklerin müsadere edilebileceği tehdidinin öne sürüldüğü aktarıldı.
Bu süreçte teslim edilen kişisel bilgilerin daha sonra FSB tarafından takip ve baskınlarda kullanılabildiği de bildirildi. Din adamlarının askeri komutanlık ofislerine çağrılarak sözde önleyici görüşmelere alınması, kayıt baskısının yaygın bir yöntemi olarak anlatıldı.
Rus yasalarına göre kayıt olmadan ya da gerekli bildirim yapılmadan dini faaliyet yürütmek yasak. Bu nedenle din görevlilerinin önüne çoğu zaman iki seçenek konulduğu belirtiliyor: İşgal yönetiminin dayattığı koşulları kabul etmek ya da yeraltına çekilmek.
Kayıt dışı ibadetlere devam edenlerin önce idari soruşturmayla, ardından da ceza davasıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Böylece askeri işgalin, hukuki ve bürokratik bir çerçeveyle desteklenen baskı düzenine dönüştüğü vurgulandı.
"Doğru" din dayatması
Rapor, işgal altındaki bölgelerde baskının yalnızca güvenlik değil, kimlik ve inanç alanına da yayıldığını gösteriyor. Rus vatandaşlığına geçiş zorlamasının, yerel halkın Ukrayna kimliğini aşındırmaya dönük daha geniş bir politikanın parçası olduğu savunuluyor.
Donetsk ve Luhansk’ın Rus kontrolündeki kesimlerinde birçok topluluğun artık faaliyet gösteremediği, kalanların ise ya sessizliğe itildiği ya da görünmez hale geldiği belirtiliyor. Böylece dini çeşitliliğin sistematik biçimde daraltıldığı bir tablo ortaya çıkıyor.
Ukrayna tarafı, ibadethanelere yönelik yıkımın, din adamlarına uygulanan baskının ve zorunlu kayıt sisteminin birlikte işlediğini söylüyor. Bu çerçevede, dini yaşamın işgal altındaki topraklarda sadece kısıtlanmadığı, aynı zamanda yeniden biçimlendirilmeye çalışıldığı anlatılıyor.