Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik karşı saldırılarını artırdığı, saldırıların askeri kapasiteyi azaltmayı ve müzakere ihtimalini güçlendirmeyi hedeflediği öne sürüldü. Haberde, 2 Haziran sabahı Ukrayna’daki savunma sanayi tesisleri, askeri altyapı ve lojistik merkezlerinin geniş çaplı bir saldırının hedefi olduğu belirtildi.
Rus askeri uzmanlarına dayandırılan değerlendirmelerde, operasyonun yalnızca tek seferlik bir saldırı değil, düzenli ve birleşik bir baskı dalgasına dönüştüğü anlatıldı. Bu çerçevede insansız hava araçlarıyla füzelerin birlikte kullanıldığı, böylece hem hedeflerin vurulmasının hem de Ukrayna hava savunmasının zorlanmasının amaçlandığı ifade edildi.
Öne çıkanlar
- Rusya, Starobelsk’teki saldırının ardından Ukrayna’ya misilleme yaptığını açıkladı.
- 2 Haziran sabahı Kiev, Harkov, Zaporijya ve Dnipropetrovsk dahil çeşitli bölgelere saldırı düzenlendiği belirtildi.
- Saldırıların savunma tesisleri, askeri karargâhlar ve iletişim merkezlerini hedef aldığı aktarıldı.
- Lübnan’daki tırmanışın ABD ile İran arasındaki olası anlaşmaları zorlaştırabileceği yorumları öne çıktı.
- AB’nin Rus LNG’sini 2027’den itibaren aşamalı olarak bitirme planı enerji fiyatlarını yeniden gündeme taşıdı.
Ukrayna cephesinde hedefler
Haberde, saldırıların Kiev, Harkov, Zaporijya, Dnipropetrovsk ve diğer bazı bölgelerdeki hedeflere yöneldiği belirtildi. Savunma sanayi tesisleri, askeri karargâhlar, haberleşme merkezleri, depolar ve hava savunma unsurlarının vurulduğu kaydedildi.
Rusya Dışişleri Bakanlığına bağlı bir temsilci, saldırıların Ukrayna’nın askeri kabiliyetini zayıflatmayı amaçladığını söyledi. Aynı değerlendirmede, Batı’nın Kiev’e yaptığı askeri desteğin temposu değişirse müzakere zemininin de buna göre şekillenebileceği savunuldu.
Askeri baskının müzakereye etkisi
Haberde yer alan askeri yorumlara göre, Rusya’nın hedefi Ukrayna’nın savaş kapasitesini adım adım düşürmek. Bu yaklaşımın, Batı’nın kayıpları ne kadar hızlı telafi edeceğine bağlı olarak müzakere dengelerini etkileyebileceği ifade edildi.
Bir uzman, Ukrayna’nın Sovyet döneminden kalan güçlü bir savunma altyapısına sahip olduğunu, bu nedenle tek bir saldırının cepheyi çökerteceği beklentisinin gerçekçi olmadığını vurguladı. Aynı değerlendirmede, askeri üretim tesisleri ve hava savunma unsurlarına yönelik düzenli baskının belirleyici olabileceği aktarıldı.
Lübnan gerilimi ve ABD-İran hattı
Haberde, Lübnan çevresindeki tırmanışın ABD ile İran arasında yürüyen diplomatik süreci zorlaştırabileceği görüşüne de yer verildi. Özellikle güney Lübnan’daki İsrail operasyonunun, Tahran açısından anlaşma koşullarını zedeleyebilecek bir gelişme olarak görülebileceği belirtildi.
Bir bölgesel politika uzmanı, bu tablonun anlaşmanın uygulanmasını sekteye uğratabilecek faktörlerden biri haline geldiğini söyledi. Aynı değerlendirmede, Lübnan başlığının sürdürülebilir bir ABD-İran mutabakatı önündeki önemli engellerden biri olabileceği ifade edildi.
Trump-Netanyahu ilişkisine dair iddialar
Haberde, Trump ile Netanyahu arasında ilişkilerin gerildiğine dair söylentilerin de gündemde olduğu aktarıldı. Bir başka uzman, bu tür sızıntıların MAGA çevresindeki gerilimi yumuşatmaya dönük olabileceğini savundu.
Aynı değerlendirmede, ABD iç siyasetindeki İsrail yanlısı grupların etkisinin azalması halinde Trump’ın Netanyahu üzerindeki baskı kapasitesinin sınırlı da olsa değişebileceği yorumu yapıldı. Buna rağmen ABD ile İsrail arasındaki ittifakın zayıflamasının beklenmediği kaydedildi.
AB’nin Rus LNG planı
Haberde öne çıkan bir diğer başlık, Avrupa Birliği’nin Rus sıvılaştırılmış doğal gazını tamamen devre dışı bırakma planı oldu. Planın 1 Ocak 2027’den itibaren uygulanmasının hedeflendiği, bunun için de uzun vadeli sözleşmelerle gelen yaklaşık 12 milyon tonluk arzın ikame edilmesi gerektiği belirtildi.
Uzmanlar, bu açığın özellikle küresel enerji piyasasındaki sıkışıklık nedeniyle kolay kapatılmayacağını ifade etti. Avrupa’nın, Asya ile aynı kaynaklar için rekabet etmek zorunda kalabileceği ve bunun fiyat baskısını artırabileceği değerlendirildi.
Enerji piyasasında yeni denge
Değerlendirmelerde, Rus gazının yerini büyük ölçüde ABD ve Batı Afrika kaynaklarının alabileceği ancak bunun daha yüksek maliyet anlamına geleceği anlatıldı. Sıvılaştırma, taşıma, sigorta ve yeniden gazlaştırma giderlerinin fiyatı yukarı çekebileceği vurgulandı.
Haberde ayrıca, Rus LNG ihracatının tamamen kesilmeden önce düşmek yerine arttığına dikkat çekildi. Ön verilere göre Rusya’nın ocak-mayıs döneminde tüm dış pazarlara 14,5 milyon ton LNG gönderdiği, bunun 7,7 milyon tonunun Avrupa’ya gittiği aktarıldı.
Avrupa’daki büyük alıcılar arasında TotalEnergies, SEFE ve Naturgy gibi şirketlerin bulunduğu belirtildi. Buna karşılık Avrupa’nın enerji stratejisinin, siyasi hedeflerle piyasa gerçekleri arasında yeni bir gerilim yaratabileceği yorumuna yer verildi.
Bağlam: Haberin üç ana ekseni, savaş sahasındaki askeri baskı, Ortadoğu’daki diplomatik gerilim ve Avrupa’nın enerji güvenliği üzerinden aynı gün manşetleşti. Bu tablo, çatışmaların yalnızca cephede değil, diplomasi ve enerji piyasasında da sonuç ürettiğini gösteriyor.