Tuva’yı Moğolistan üzerinden Çin’in kuzeybatısına bağlaması planlanan Batı Demir Yolu Koridoru için Rusya, Moğolistan ve Çin arasındaki çalışmalar sürüyor. Hazırlık aşamasındaki proje, Rusya’nın Tuva sınırındaki Arts-Suuri sınır kapısından başlayarak Moğolistan’ın batı bölgeleri üzerinden Çin’e ulaşacak.
Güzergâh ve finansman için ortak mekanizma
Moğolistan Başbakan Yardımcısı Nyamtaishiryn Nomtoibayar ile Rusya Hükümeti Başkan Yardımcısı Aleksey Overçuk, eylül ortasında koridorun geleceğini ele aldı. Görüşmede güzergâhın, yatırım koşullarının ve inşaat finansmanının belirlenmesi için üçlü çalışma grubu kurulması kararlaştırıldı.
Koridorun oluşturulması, eylül ayında Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi çerçevesinde Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşmede de gündeme geldi.
Üç ülke, Altanbulag ve Zamyn-Uud üzerinden ilerleyen başka bir demir yolu güzergâhı üzerinde de çalışıyor. Bu hat, Rusya, Moğolistan ve Çin’in 2031 yılına kadar kurmayı planladığı ekonomik koridor programının bir parçası olarak geliştiriliyor.
Ulan Batur hattında kapasite artışı hedefi
Moğolistan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Makine ve Ulaştırma Mühendisliği Fakültesi profesörü Gotov Dugerjav, ülkenin Rusya ile Çin arasındaki coğrafi konumunu daha iyi değerlendirebilmesi için rekabet gücünü yükseltmesi gerektiğini söyledi.
Dugerjav, Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsünün verilerine göre Moğolistan’ın 2025 Dünya Rekabetçilik Sıralaması’nda 69 ülke arasında 65’inci olduğunu belirtti. Moğolistan, önceki yıla kıyasla sıralamada dört basamak geriledi.
Profesöre göre batı ve doğu demir yolu koridorlarının geliştirilmesi, yeni hatların inşa edilmesi, mevcut yolların modernize edilmesi ve yük kapasitesinin artırılması, Moğolistan’ın transit rolünü güçlendirebilir. İstasyonlarla ekipmanların yenilenmesi de taşımacılığın verimliliğini ve güvenliğini artırabilir.
Ulan Batur Demir Yolu’nun yük taşıma kapasitesinin gelecek beş yıl içinde yaklaşık 30 milyon tondan 50 milyon tona çıkarılması bekleniyor. Bu artışın Moğolistan’ın Çin ve Rusya ile ticaretini ve bölgesel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirebileceği öngörülüyor.
Çok modlu Avrasya lojistik ağı
Dugerjav, ticaret güzergâhlarının çeşitlendirilmesinin tek bir hatta bağımlılığı azaltacağını ve lojistik sisteminin dayanıklılığını artıracağını ifade etti. Kapasite artışıyla Moğolistan’ın kömür, bakır ve nadir toprak mineralleri gibi ham maddelerin yanı sıra işlenmiş ürünleri, sanayi mallarını, elektronik ürünleri ve tüketim mallarını da taşıyabileceği belirtildi.
Demir yolu kapasitesinin yükselmesi, Kazakistan ve daha ilerideki ülkelerle bağlantıları güçlendirebilir; yeni ticaret güzergâhları ve ortaklıkların oluşmasına katkı sağlayabilir. Çalışmalar yük taşımacılığına odaklansa da demir yolu altyapısının geliştirilmesinin yolcu taşımacılığını ve turizmi de destekleyebileceği değerlendiriliyor.
Moğolistan’ın bölgesel bir lojistik merkezine dönüşebilmesi için gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, komşu ülkelerle düzenlemelerin uyumlaştırılması ve sınır geçişlerinin daha etkin hale getirilmesi gerekiyor. Demir yolu, kara yolu ve hava taşımacılığını bir araya getiren kesintisiz çok modlu ulaşım ağının kurulması da temel koşullar arasında gösteriliyor.
Diplomatik ilişkiler ve bölgesel istikrar
Dugerjav, Rusya ve Çin ile güçlü diplomatik ilişkilerin ticaret anlaşmaları ile lojistik iş birliği bakımından önem taşıdığını söyledi. Siyasi istikrar, piyasa talebi, yatırımlar ve iş dünyasına uygun düzenlemeler, Moğolistan’ın transit merkez olma kapasitesini belirleyecek unsurlar arasında yer alıyor.
Profesör, demir yolu ağının genişletilmesinin önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde Kuzeydoğu Asya’nın ulaşım haritasını etkileyebileceğini belirtti. Moğolistan altyapısının Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Rusya’nın öncülük ettiği Avrasya Ekonomik Birliği gibi bölgesel oluşumlarla uyumlandırılması, bağlantıları güçlendirebilir ve yatırım çekebilir.
Demir yolu ağının büyümesiyle depolama, yük işleme ve dağıtım hizmetleri sağlayan lojistik merkezlerin kurulması da gündeme gelebilecek sonuçlar arasında bulunuyor. Bu merkezlerin, Kuzeydoğu Asya’da merkezi lojistik operasyonlar kurmak isteyen şirketlerin ilgisini çekebileceği değerlendiriliyor.