Çin, Batılı ülkelerin artan ticari baskılarına rağmen sanayi ve yatırım odaklı ekonomik modelinden vazgeçmeyeceğini duyurdu. Pekin yönetimi, AB ve ABD ile yaklaşan ticaret müzakereleri öncesinde bu kararlı tutumunu yineledi.
Çin Komünist Partisi Politbürosu, son toplantısında mevcut ekonomik yaklaşımın sürdürüleceğini teyit etti ve geniş teşvik paketleri yerine ekonomiye hedefli destek verilmesi çağrısında bulundu. Çin Ticaret Bakanlığı da yayımladığı bir değerlendirme raporunda Batı'nın sanayi fazlası suçlamalarını reddederek bu iddiaların "mantık hataları" ve "gizli amaçlar" taşıdığını öne sürdü.
Müzakereler öncesi kırmızı çizgiler
Economist Intelligence Unit'in başekonomisti Xu Tianchen, Pekin'in yaklaşan müzakereler öncesinde iki net mesaj verdiğini belirtti. İlk mesaj, Batılı ortaklardan Çin'in ekonomik modelinin arka planını anlamalarını isteyerek müzakereleri kolaylaştırmayı hedefliyor. İkinci mesaj ise Çin'in şirketlerine ve ürünlerine yönelik ayrımcı olarak gördüğü uygulamalara karşı "kırmızı çizgiler" çekiyor.
Çin, ekonomik modelinin hâlâ gelişmiş ülkeleri yakalama aşamasındaki bir ekonominin ihtiyaçlarını yansıttığını ve teknoloji ile bilimsel araştırmaya yaptığı yatırımların ulusal sınırların ötesinde faydalar sağladığını vurguluyor.
Avrupa'nın tepkisi ve rakamlar
Avrupa, sanayilerini korumak için adımlar atmaya başladı. Geçen yıl Çin ile günlük ticaret açığı ortalama 1 milyar doları bulurken, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, yuanın değerinin düşük tutulmasının Çin ihracatına rekabet avantajı sağladığını eleştirdi.
Uluslararası raporlar ise yapısal zorlukların sürdüğüne işaret ediyor. OECD, Çinli şirketlerin pazar payı kazanımlarının yaklaşık %60'ının devlet desteğinden kaynaklandığını tahmin ederken, İtalya Merkez Bankası'nın bir çalışması zayıf tüketim ve üretim fazlası gibi iç faktörlerin Çin'in ihracat artışının %75'ine katkıda bulunduğunu ortaya koydu.
McKinsey Global Institute'un raporuna göre Çin, Avrupa ve ABD'nin toplamından üç kat daha hızlı yeni üretim kapasitesi ekliyor, ancak sermaye getirisi yaklaşık %40 daha düşük.
Uzmanların değerlendirmesi
Cornell Üniversitesi'nden ticaret politikası uzmanı ve eski IMF yetkilisi Eswar Prasad, Çin'in büyük ekonomisinin zayıf iç tüketimi telafi etmek için dış pazarlara bel bağladığı bir ortamda, Çin ihracatının "tüketicilere bir hediye" olduğuna dünyayı ikna etmenin zor olduğunu söyledi.
Natixis Bankası Asya-Pasifik başekonomisti Alicia Garcia Herrero, Pekin'in Batı ile ticari anlaşmazlıklarını önemli tavizler vermeden yönetme konusunda daha özgüvenli hale geldiğini belirtti. Herrero, ABD'nin gümrük vergileriyle ilgili önceki deneyimin Çin'e ticari ihtilafları yönetme ve zaman kazanma konusunda bir model sunduğunu ifade etti.
Mevcut modele bağlılığını sürdürmesine rağmen Çin, ekonomik dengesizlikleri gidermek için sınırlı adımlar atmaya başladı. Bunlar arasında yerel yönetim harcamalarının sıkı denetimi ve şirket kârlarını baskılayan fiyat rekabetinin sınırlandırılması yer alıyor.