• BIST10011.722
    -%2,89
  • DOLAR49,42
    +%0,06
  • EURO55,41
    +%0,20
  • GRAM ALTIN6.646,86
    +%0,37
  • FAİZ%37,00
    -1,00
  • BİTCOİN81.328
    -%0,98
  • 16 Ekim 202612°
  • BIST10011.722
    -%2,89
  • DOLAR49,42
    +%0,06
  • EURO55,41
    +%0,20
  • GRAM ALTIN6.646,86
    +%0,37
  • FAİZ%37,00
    -1,00
  • BİTCOİN81.328
    -%0,98
  • 16 Ekim 202612°
Daha Fazla Gör

Enerji Bakanı Bayraktar TRT Haber'e konuştu: Kerkük, Sakarya gazı, Gabar, Akkuyu ve Hürmüz

Yayınlanma: 30.09.2026 Röportaj Yapan: TRT Haber
Enerji Bakanı Bayraktar TRT Haber'e konuştu: Kerkük, Sakarya gazı, Gabar, Akkuyu ve Hürmüz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 4 Ağustos'ta TRT Haber'e verdiği röportajda Kerkük petrolü ve Irak-Türkiye boru hattını, Sakarya gazı ile Gabar petrolündeki son durumu, Somali'deki derin deniz sondajını, Hürmüz krizine karşı arz güvenliğini, KKTC'nin enerji projelerini, Akkuyu'da ilk elektrik hedefini ve deniz üstü rüzgâr ihalelerini anlattı.

Kerkük petrolü ve Irak'la enerji iş birliği

Türkiye Petrolleri, Kerkük'teki petrol sahalarında faaliyet yürüten şirkete ortak oldu. Bu ortaklık ne anlama geliyor?

Kerkük, üzerinde yaklaşık 2,5 yıldır çalıştığımız bir konu. Türkiye Petrolleri’ni günde 1 milyon varil üretim yapacak bir şirkete dönüştürmeye; bunun bir kısmını Türkiye'de bir kısmını dışarıda üretilebilir bir hale getirmeye çalışıyoruz. Aslında Irak ve Kerkük Anlaşması bunun bir parçası, bir yansıması. Kerkük, İngiliz petrol şirketinin yaklaşık 100 yıldır petrol ürettiği bir yer. Biz de aslında 100 sene sonra Kerkük'te bu petrol sahalarına bir anlamda ortak oluyoruz. Orada bir tane ABD’li ortağımız var. Yani İngiltere, ABD, Türkiye üçlüsünün ortak olduğu çok büyük bir petrol rezervine sahip. Yaklaşık şu anda 3 milyar varillik bir petrol rezervinden bahsediyoruz. Bunu bugünkü rakamlara dökersek 250 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükten bahsediyoruz. Günlük üretimin 1,2 milyon varillere çıkabileceği bir potansiyel var.

Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nda günlük 750 bin varillik akış için anlaşmaya varıldı. Hattın kapasitesi artırılabilir mi, Basra'ya uzatılması gündemde mi?

Enerjide Irak'la geliştirmeye çalıştığımız birçok proje var. Biz diyoruz ki ‘Silopi'den, Habur'dan Basra'ya kadar uzanacak bir petrol boru hattı inşa edelim.’ Hürmüz krizi herkese şunu söyledi: ‘Dünyanın, mutlaka alternatif güzergahlara, alternatif rotalara ihtiyacı var.’ Şu anda bu 750 bin varili mevcut hatlarımızdan taşıyabiliriz. Mevcut hatlarımızdan 1,5 milyon varil taşıyabiliriz aslında. ‘Bunun miktarını da artırabiliriz, yani 2-2,5 milyon varillere çıkabiliriz ve boru hattını da Basra'ya kadar uzatalım. Gerek Irak'ın bir kısım üretimini veya Kuveyt, Körfez ülkelerinden ‘Bu hattı kullanmak istiyorum, petrolümün tamamı Hürmüz'den geçmesin, burada başımıza ne geleceği belli değil’ diyenleri de bu güzergahtan biz dünya piyasalarına açabiliriz’ diyoruz.

Irak'la gündemde başka hangi iş birliği alanları var?

Şu anda Irak'ın çok ciddi bir elektrik problemi var. Altyapı sorunları var. Biz kısa vade, orta vade ve uzun vadeli çözümleri de kendilerine sunduk. Şu anda elektrik ihracatı yapıyoruz, burada miktarın arttırılmasını Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımızdan rica ettiler. Dolayısıyla projelerin olduğu, ilişkilerimizin daha iyiye gideceği bir sürece doğru gidiyoruz.

Konularımızdan bir tanesi gaz. Doğal gaz, ilk etapta Irak ihtiyacı için konuştuğumuz projelerden bir tanesi ki Irak'taki doğal gaz santrallerine gaz ihtiyacı var ki elektrik üretilebilsin. Belki ilk etapta Türkiye'nin altyapısını kullanarak, Türkiye'deki doğal gazı kullanarak bunun bir kısmını Irak'a ihraç etmeyi konuşuyoruz şu anda. Basra'ya uzatmayı düşündüğümüz petrol boru hattına, elektrik iletim hatlarının yanına bir doğal gaz boru hattı yapıp belki ilerde Katar doğal gazını, Körfez’de üretilecek doğal gazı artık ters akışla bu sefer Irak üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa'ya gitmesiyle alakalı da büyük bir projeyi de konuşuyoruz. Tabii alternatif güzergah olarak Katar gazı; Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden de Türkiye'ye gelebilir. Yani bütün yollar aslında Türkiye'ye çıkıyor.

“Türkiye'deki 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak”

Sakarya Gaz Sahası'nda üretim ne aşamada?

Faz 2'de takvim net. 2026 sonunda biz Sakarya Gaz Sahasından üretimimizi iki katına, 20 milyon metreküpe çıkarıyoruz. Türkiye'deki 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak. 2028'e geldiğimizde bu, 16-17 milyon haneye çıkacak, günlük üretimde 40-45 milyon metreküpe ulaşmış olacağız.

Bu sene bizim için çok önemli çünkü deniz üstünde bir üretim yapacağız. Osman Gazi yüzer üretim platformumuz, Eylül ayının sonu gibi Filyos'tan ayrılacak ve 20 yıl boyunca görev yapacağı Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahasındaki yere gidecek. Orada onu deniz tabanına sabitleyeceğiz, son işlemler yapılacak, testler yapılacak, büyük bir gaz yakma testi yapılacak orada. Onlardan sonra da inşallah üretime başlayacağız.

Gabar'da son durum ne? Terörsüz Türkiye süreci enerjiye nasıl yansıyor?

Gabar’da üretim artıyor. Bugün 83 bin 200 varile ulaşmış durumdayız. Bu yeni bir rekor. 83 bin 200 varil günlük üretime ulaştık. Gabar'da her gün yeni bir rekor kırıyoruz. Yeni keşifler yapıyoruz dolayısıyla üretimimizi arttırmaya devam ediyoruz. Gabar inşallah daha da büyüyecek.

Gabar, Türkiye terörü gündeminden çıkardığında nasıl bir potansiyeli hayata geçireceğinin küçük bir kesiti. O bölge terörden temizlendi ve ondan sonra biz oradaki çalışmalardan netice almaya başladık. Sosyal etkisi, iktisadi etkisi, istihdam etkisi, bölgeye getirdiği etki muazzam. Çoğunluğu Şırnak'ın kendi evlatları olmak üzere binlerce insana istihdam kapısı olan büyük bir projeye dönüştü.

Somali'den Pakistan'a: yurt dışında arama

Somali'deki ilk derin deniz sondajında durum ne?

Somali'de tek başımıza yürüyoruz, operatörlüğünü biz yapıyoruz. Şimdi Çağrı Bey gemimiz orada sondaj yapıyor. 3 bin 450 metrelik su derinliği olan bu deniz sahasında, yaklaşık 4 bin metrelere geldik. Yani deniz tabanından sonra 500-600 metrelere ulaşmış durumdayız. Sondajımız devam ediyor. Bu sondaj 7 bin metrelere kadar gidebilir. Somali'den inşallah hayırlı bir netice almayı hedefliyoruz.

Yıl başından bu yana dünyanın büyük enerji şirketleriyle anlaşmalar imzaladınız. Bunlar ne aşamada?

Yıl başında Exxon'la bir anlaşma imzalamıştık. Sonra Chevron, BP, Shell, Total'le anlaşmalar imzaladık. Şimdi bu iş birliği anlaşmaları somut projelere dönüyor. BP anlaşması Kerkük'te somut, net bir projeye, ticari bir projeye dönmüş durumda. Diğerleri de yavaş yavaş dönecek.

Yurt dışında başka hangi sahalarda çalışıyorsunuz?

Karadeniz'de Bulgaristan'ın denizlerinde bir sahada yüzde 33'lük bir pay aldık. Orada doğal gaz araması yapacağız.

Afrika'da Gine Bissau, Angola, Liberya ve Libya’da çok yoğun çalışıyoruz. Libya'da iki tane saha almış durumdayız yine yabancı ortaklarımızla, biri denizde, biri karada ama çok daha büyük bir proje üzerinde çalışıyoruz. İnşallah oradan bir netice alacağız. Onun dışında Orta Asya; Kazakistan, Azerbaycan'da ilgilendiğimiz sahalar var. Irak ve Pakistan'da sahalar almıştık. Orada çalışmaya başlıyoruz fiili olarak. Pakistan'da biraz gecikmeli başlıyoruz, bu savaş bizim oradaki operasyonumuzu etkiledi. Oruç Reis'in yeni görev yeri Pakistan. Oraya gidecek. Yakın bir zamanda Bangladeş'te deniz sahalarıyla ilgili bir süreci başlatıyoruz. Dolayısıyla böyle yoğun bir çalışma içerisindeyiz.

“Türkiye'nin bütün doğal gaz depoları dolu”

Hürmüz krizi gibi krizlerden etkilenmemek için nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Bu kriz çok büyük bir ekonomik kriz ve nerede duracağını bilmediğimiz bir kriz. 28 Şubat'ta Hürmüz krizi başladı, neredeyse yarım seneye geliyoruz. Piyasalarda inanılmaz bir dalgalanma var; bir gün petrol fiyatı yüzde 6 artıyor, öbür gün yüzde 4 düşüyor.

Ama Türkiye uzun zamandır temel bir strateji belirledi kendisine: çeşitlendirme stratejisi. Kaynak ülkelerimizi ve rotaları çeşitlendirmeye gayret ediyoruz. Doğal gazımızı hâlâ Ukrayna üzerinden gelen Batı Hattı'ndan alıyor olsaydık, 2022'de savaş başladığında kesinlikle bir arz şoku yaşardık. Türk Akım sayesinde bu olmadı; o hat artık Türkiye'nin ihracat rotası haline geldi. Amerika'dan Cezayir'e, Nijerya'ya kadar LNG anlaşmaları da yaptık.

Bunu kendimiz için yaptık ama bu altyapı sayesinde şu anda birçok ülke bundan istifade edebilir. Irak ürettiği petrolü Türkiye üzerinden dünya piyasalarına götürebilir; Azerbaycan'dan gelen doğal gaz Türkiye üzerinden Suriye'ye gidiyor. Türkiye ile yapılacak iş birliği herkesin kazandığı bir denklemi oluşturabilir.

Olası kesintilere karşı depolarda ne kadar enerji var?

Doğal gaz altyapımızda depolama kapasitemiz şu anda yaklaşık 6,3 - 6,5 milyar metreküplere ulaştı. Kışın en soğuk zamanda 45 gün boyunca evlerimize yetecek kadar doğal gazı kendi depolarımızda depolayabiliyoruz. Hedefimiz bunu iki katına çıkarmak, yani depolama kapasitemizi 12-13 milyar metreküpe çıkarmak. Kışı beklemeden şu anda Türkiye'nin bütün doğal gaz depoları dolu vaziyette. Petrol ve petrol ürünleri tarafında da depoları her gün takip ediyoruz.

KKTC, nükleer ve yenilenebilir enerji

KKTC'nin enerji sorununa hangi projelerle çözüm arıyorsunuz?

Adanın enerji problemine çözüm olabilmek adına geliştirdiğimiz iki proje var. Bunlardan bir tanesi, Türkiye üzerinden adaya bir elektrik iletim hattı götürmek ve Türkiye'de üretilen elektriği, özellikle yenilenebilir enerjiden ürettiğimiz elektriği adaya götürmek ve adayı bu anlamda bir elektrikleşmeye kavuşturmak. Bunun yanı sıra doğal gaz hattı projesi; bu projede hedeflerimizden bir tanesi yine adaya götüreceğimiz doğal gazdan elektrik üretmek ve adanın bütün elektrik ihtiyacını orada üreteceğimiz, daha temiz bir yakıtla, daha uygun fiyatlı bir yakıtla giderebilmek.

Akkuyu Nükleer Santrali'nde ilk elektrik ne zaman üretilecek?

Akkuyu'da özellikle birinci reaktör için çalışmalarımız son hızla devam ediyor. Birinci reaktörde yaklaşık 2 bine yakın test süreci var; nükleerin doğası gereği nükleer emniyetin ön planda olduğu bir süreç bu. Testlerde şu anda yüzde 15-20'lerdeyiz. Bunları tamamlayıp yıl sonunda test üretimine, yani ilk elektrik üretimine geçmeyi hedefliyoruz.

Emniyeti önceliklendirerek bütün bunları yapıyoruz. İkinci, üçüncü ve dördüncü reaktörlerde de inşaat devam ediyor ama şu anda hem Rus tarafının hem bizlerin bütün çabası, Türkiye'nin 70 yıl boyunca yapmaya çalıştığı o ilk reaktörden elektrik üretme hedefine ulaşmak.

Sinop ve Trakya'daki nükleer santral projelerinde hangi ülkelerle görüşülüyor? Bu yıl imza atılabilir mi?

Sinop ve Trakya santralleri de Türkiye'nin en önemli hedeflerinden. Son birkaç aydır özellikle Kanada ve Güney Kore ile yoğun temaslarımız var; Kanada ile süreç son dönemde biraz daha hızlandı. Haziran ayında Romanya'da Kanada teknolojisiyle yapılmış iki çalışan nükleer reaktörü yerinde gördük.

Türkiye'ye en uygun şartlarda alabileceğimiz teknolojiyi arıyoruz: teknoloji transferi, know-how transferi, insan kaynağımızı geliştirecek ve yerlileşmeyi sağlayacak bir proje. Akkuyu'da mesela yüzde 50'nin üzerinde yerlileşme sağladık; harcanan yaklaşık 20 milyar doların 11 milyar doları Türkiye'de kaldı. Hedefimiz bu yıl bitmeden imza atmak. Ama nükleerin en önemli boyutlarından biri finansman; 30 milyar dolara giden dış yatırımlardan bahsediyoruz. Finansman tarafını da çözdüğümüzde bu anlaşmaları imza edeceğiz.

Rüzgâr ve güneş yatırımlarında ihale takvimi nedir?

Türkiye COP31'e ev sahipliği yapıyor ve kasım ayında Antalya'dan dünyaya bir mesaj çıkacak. Her yıl 7-8 bin megavatlık yeni güneş ve rüzgârı devreye alıyoruz.

Yüzer GES konusunda artık Türkiye’de ilk örnekleri devreye almaya hazır hale geliyoruz. Deniz üstü rüzgâr Türkiye'de bir ilk olacak. Her yıl yapacağımızı ilan ettiğimiz YEKA projelerine 2026'da devam ediyoruz. COP31 öncesinde karada rüzgâr ve karada güneş projelerimizin ihalelerini yapacağız; yaklaşık 2 bin 400 megavatlık bir kapasiteyi ihale edeceğiz. Hedefimiz Eylül-Ekim gibi deniz üstü rüzgâr YEKA'sının ilanını yapmak, 2027 yılı ilk çeyrekte de ihalesini yapmak. Ümit ediyorum 2027’nin ilk çeyreğinde ‘offshore’ YEKA ihalemizi hayata geçireceğiz.

“Biz enerjide bağımsızlık hedefiyle yürüyoruz”

Yeni enerji mimarisinde Türkiye'nin hedefi ne?

Enerjide yüzde 65-70'lere varan dışa bağımlılığımızı ilk etapta yüzde 50'lere, belki onun biraz altına düşürmek istiyoruz. Dünya büyük bir hızla elektrikleşiyor, dijitalleşiyor; yapay zekâ da enerji tüketiyor ve burada Türkiye'nin rekabet gücünün mutlaka sağlanması lazım. Körfez'deki gerilim ve oranın kırılganlığı ülkemizi daha güvenli bir liman olarak öne çıkarıyor; biz de enerji altyapımızın o kadar kuvvetli olmasını istiyoruz ki yatırımcılar Türkiye'ye rahat rahat gelebilsin.

2035'te 8 ila 10 milyon elektrikli aracın yollarda olduğu bir Türkiye'yi hayal ediyoruz. Bu, Türkiye'nin petrol ve dizel ihtiyacının, ithalatının o kadar azalması demek. Orta ve uzun vadede biz enerjide bağımsızlık hedefiyle yürüyoruz.

Tüm sosyal platformlarda paylaş