Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonu liderler zirvesinde Türkiye’nin savaşın sona erdirilmesi ve Karadeniz’de güvenliğin yeniden kurulması için diplomasiye dayalı yaklaşımını anlattı.
Yılmaz, zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına çevrim içi katıldı. Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yıl dönümüne denk gelen toplantıda, Moskova ile Kiev arasındaki savaşı sona erdirme ve adil, kalıcı bir barış sağlama çabaları ele alındı.
Koalisyonda Türkiye’nin denizcilik rolü
Gönüllüler Koalisyonu, Mart 2025’te Londra’da düzenlenen zirvenin ardından Birleşik Krallık ve Fransa’nın girişimiyle kuruldu. Üyelerin çoğunluğunu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu koalisyonda 30’dan fazla ülke bulunuyor.
Türkiye, koalisyonun kuruluşundan bu yana faaliyetlerine katılıyor. Gerekli hukuki ve siyasi çerçevelerin tamamlanarak onaylanması halinde Ankara’nın gelecek dönemde koalisyonun denizcilik alanındaki faaliyetlerine liderlik etmesi bekleniyor.
Karadeniz’de güvenli seyrüsefer çağrısı
Türkiye’nin Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne desteğini sürdüreceğini belirten Yılmaz, savaşın daha fazla can kaybı ve yıkıma neden olmadan müzakere yoluyla sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.
Karadeniz’de son dönemde artan saldırı risklerinin sivillerin canı ve mal varlığı bakımından tehdit oluşturduğunu ifade eden Yılmaz, deniz taşımacılığının güvenliği ile küresel gıda güvenliğinin de bu risklerden etkilendiğini kaydetti.
Yılmaz, Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Girişimi’nden edindiği deneyimi kullanarak güvenli seyrüseferi yeniden tesis etmek için çalıştığını aktardı.
Ankara’nın ateşkes ve kalıcı barış hedefi
Türkiye’nin Ukrayna’nın stratejik ortağı ve Gönüllüler Koalisyonu’nun üyesi olduğunu hatırlatan Yılmaz, ateşkes ve kalıcı barış için diplomasiye dayalı çabaların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 24 Şubat 2022’den bu yana devam ediyor. Rusya, savaşı sona erdirmek için Kiev’in Batılı askeri oluşumlara katılmaktan vazgeçmesini şart koşuyor; Kiev ise bu yaklaşımı kendi iç işlerine müdahale olarak değerlendiriyor.