Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı savaş, Birinci Dünya Savaşı’nın toplam süresini geride bıraktı. Analizde, modern savaşın süresinin 1.568 güne ulaştığı, Birinci Dünya Savaşı’nın ise 1.567 gün sürdüğü hatırlatılıyor.
Karşılaştırmaya göre Birinci Dünya Savaşı 28 Temmuz 1914’te başladı ve 11 Kasım 1918’de sona erdi. Savaşın sonunda Rusya’da Romanov Hanedanı devrilmiş, Çar II. Nikolay ve ailesi Yekaterinburg’da öldürülmüştü.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı 24 Şubat 2022’de başladı. Analiz, bu savaşın hedefinin Ukrayna’da rejim değişikliği sağlamak ve ülkeyi yeniden Moskova’nın etkisine sokmak olduğunu, ancak bu girişimin şimdiye kadar başarısız kaldığını söylüyor.
İki savaş arasındaki temel fark
Değerlendirmede, Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın topyekûn seferberlik içinde olduğu ve ülkenin neredeyse her alanının savaş düzenine girdiği ifade ediliyor. Buna karşılık Ukrayna savaşı, Rus toplumunun tamamını aynı ölçüde sarsmayan, farklı bölgeleri farklı biçimlerde etkileyen bir çatışma olarak tanımlanıyor.
Bugünkü Rus yönetiminin, cephe için yeterli insan ve kaynak toplarken aynı zamanda toplum üzerindeki şoku sınırlamaya çalıştığı belirtiliyor. Analizde ayrıca Kuzey Kore’nin ve daha sınırlı ölçüde İran’ın dışında Rusya’ya bu süreçte destek veren geniş bir ittifak bulunmadığına dikkat çekiliyor.
Kayıplar ve seferberlik karşılaştırması
Yazıda, Birinci Dünya Savaşı’nda yaklaşık 12 milyon Rus askerinin silah altına alındığı, bunun o dönemki nüfusun yaklaşık yüzde 5’ine denk geldiği aktarılıyor. Savaş boyunca yaklaşık 9 milyon askerin öldüğü, yaralandığı ya da hastalık ve firar gibi nedenlerle etkisiz hale geldiği ifade ediliyor.
Modern Rusya için ise savaşın başlangıcında nüfusun yaklaşık 146 milyon olduğu, 2026 yılına gelindiğinde Ukrayna sahasında 1,8 ila 2 milyon kişinin görev yapmış olabileceği kaydediliyor. Ukrayna askeri değerlendirmelerine ve drone görüntülerine dayandırılan hesaplamalarda yaklaşık 1,2 milyon Rus askerinin öldüğü, yaralandığı ya da savaş dışı kaldığı belirtiliyor.
Bu tablo, Rus toplumunda Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı erkek kaybının Ukrayna savaşına kıyasla yaklaşık on kat daha büyük olduğunu gösteriyor. Buna karşın cephede bulunan Rus askerleri için can kaybı ve yaralanma oranlarının iki savaşta da yüksek kaldığı vurgulanıyor.
Orduların yapısı da değişti
Analiz, Birinci Dünya Savaşı’ndaki Rus ordusunun büyük ölçüde köylülerden oluştuğunu, erlerin önemli bölümünün yarı okuryazar olduğunu ve özellikle Sibirya ile doğu bölgelerinden gelen birliklerde komutların anlaşılmasının zorlaştığını aktarıyor.
Bugünün Rus ordusu ise ağırlıklı olarak profesyonelleşmiş bir yapı olarak tarif ediliyor. Asker toplamanın, küçük kasabalar, Sibirya, Kuzey Kafkasya, Buryatya, Tuva ve Volga cumhuriyetlerinde daha yoğun olduğu; Moskova, St. Petersburg ve Krasnodar gibi büyük ve zengin şehirlerin ise daha az savaşçı verdiği belirtiliyor.
Modern orduda dil bariyerlerinin bulunmadığı, okuryazarlığın neredeyse tam olduğu ve askerlerin akıllı telefon gibi araçlara aşina olduğu kaydediliyor. Bu nedenle Rus devletinin sadakati güçlendirme ve itirazları bastırma kapasitesinin, çarlık dönemine göre daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.
"Statik siper savaşı" anlatısı sorgulanıyor
Metin, Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca durağan siper çatışmalarından oluştuğu yönündeki yaygın kanaatin eksik olduğunu savunuyor. Birinci Dünya Savaşı’nda da doğu cephesinde büyük hareketlilik yaşandığı, Rusya’nın 1916’daki Brusilov Taarruzu ile önemli ilerlemeler sağladığı hatırlatılıyor.
Benzer biçimde 1914’te Prusya’daki ve 1915’te bugünkü doğu Polonya ile batı Ukrayna’daki Rus harekâtlarının cephe hattını büyük ölçüde değiştirdiği, ancak bu kampanyaların Rus ordusu açısından ağır yenilgilerle sonuçlandığı ifade ediliyor.
1917’deki Kerenski Taarruzu’nun ise Rus ordusundaki çözülmeyi hızlandırdığı ve imparatorluk düzeninin çöküşüne doğrudan katkı sağladığı anlatılıyor. 1918’in başlarında Alman saldırısının Baltık ülkeleri, Belarus ve Ukrayna’nın kontrolünü kısa sürede değiştirdiği de vurgulanıyor.
Analiz, savaşın ilk altı ayında da Ukrayna cephesinde her iki tarafın büyük toprak kazanımları ve kayıpları yaşadığını hatırlatarak, bu savaşın tarihteki başka büyük çatışmalarla kıyaslanarak okunması gerektiğini savunuyor.