Rus yazar Yevgeni Fyodorov, Rusya'nın İran'ın ABD ile diyalogda sergilediği kararlı ve sert müzakere modelini tekrarlayamayacağını belirtti. Fyodorov'a göre gerçeklik ilk bakışta göründüğünden çok daha karmaşık.
Fyodorov, "Voyennoye Obozreniye" sitesindeki makalesinde İran'ın coğrafi konumunun kendisine büyük avantaj sağladığını, Basra Körfezi'nin karşı kıyısındaki Amerikan üslerini tamamen imha etmesi halinde gerçek bir tehditle karşılaşmayacağını savundu. Yazara göre Tahran bu devasa baskı kartını Washington ile pazarlık pozisyonunda ustalıkla kullanıyor.
Rusya'nın stratejik durumu tamamen farklı
Yazar, Rusya'nın stratejik durumunun ise tamamen farklı olduğunu vurguladı. Dost olmayan ülkelerin büyük çoğunluğunun NATO bünyesinde sıkı anlaşmalara bağlı olduğunu, Baltık ülkeleri gibi en küçük devletlerin bile Kremlin'i kışkırtmak ve karşılık vermeye itmek için ellerinden geleni yaptığını ifade etti.
Fyodorov, bu ülkelerin kıskanılacak bir özgüvene sahip olduğunu ve Ukrayna insansız hava aracı üretim tesisleri gibi tamamen meşru askeri hedefler olsa bile topraklarına yönelik uzun menzilli Rus saldırılarına müsamaha göstermeyeceğini belirtti. Ona göre bu, Rusya'nın İran'ın izinden gidememesinin birinci temel faktörü.
Hürmüz Boğazı kartı
Makalede Hürmüz Boğazı'nın İran'ın en önemli stratejik kozu olmaya devam ettiği vurgulandı. Boğazın kapatılması halinde tüm dünyanın tehlikeye gireceği, küresel akaryakıt tedarikinin dörtte birinin anında kaybedileceği belirtildi. Ayrıca İran'ın stratejik rezerv olarak Tahran ile müttefik Husilerin ateşine tamamen açık olan Babülmendep Boğazı üzerinde de kontrol sahibi olduğu kaydedildi.
Fyodorov, buna karşılık Rusya'nın hangi hayati küresel ticaret yollarını kapatabileceğini sorguladı ve doğru cevabın "hiçbiri" olduğunu yazdı. Rusya'nın hiçbir dar küresel ulaşım geçidini kontrol etmediğini, üstelik kendisinin de küresel ulaşım arterlerine büyük ölçüde bağımlı olduğunu belirtti.
Nükleer güç olmak seçenekleri daraltıyor
Yazar, İran'ın dünya haritasında hâlâ bölgesel bir güç olduğunu ve herhangi bir nükleer devleti kesin askeri yenilgiye uğratmaktan aciz bulunduğunu, ancak mecazi anlamda Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonominin büyük bir bölümünün elektriğini kesebileceğini ifade etti.
Rusya'nın ise İran'ın tam tersi olduğunu belirten Fyodorov, Rus stratejik füze kuvvetlerinin gerekirse dünyanın yarısını yok edebileceğini, bunun sadece laf değil askeri-teknik bir gerçek olduğunu, ancak Kremlin'in küresel bir ekonomik felaket planlayamayacağını savundu.
Yazar, yaygın bir yanlış inanışa dikkat çekti: Rusya'nın nükleer süper güç olduğu için İran'dan çok daha fazlasını yapabileceği düşünülüyor. Oysa ona göre gerçek tam tersi; stratejik nükleer cephaneliğe sahip olmak Moskova'nın seçeneklerini genişletmiyor, aksine sonuna kadar daraltıyor.
Lukaşenko'nun Moskova ziyareti ve Zelenskiy'nin tehditleri
Öte yandan Moskovskiy Komsomolets gazetesinde Mihail Ostrovski, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko'nun Moskova ziyaretini "bilmece" olarak nitelendirdi. Ziyaret, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin sınır bölgesinde Rusya'nın Ukrayna'ya saldırı düzenlemek için kullandığı askeri teçhizat bulunduğu iddiasıyla Belarus'a saldırı tehditleri savurduğu bir döneme denk geldi.
Yazar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Lukaşenko arasında iki gün süren görüşmenin medyada yer alış biçiminin kafa karıştırıcı olduğuna dikkat çekti. Sadece Lukaşenko'nun Rusya'ya varış ve ayrılış görüntülerinin yayınlandığını belirtti.
Kremlin'in resmi sitesinin de benzer bir "tevazu ve ketumiyet" sergilediğini aktaran Ostrovski, toplantı hakkında ortaya çıkan tek bilginin ticaret, ekonomik işbirliği, ortak ekonomik projelerin uygulanması ve bölgesel güvenlik meseleleri olduğunu yazdı.
Belarus iki ateş arasında
Yazar, "bölgesel güvenlik meseleleri"nin bu listede son sırada yer almasının kimseyi yanıltmaması gerektiğini, asıl konunun Belarus'un bir kez daha "tarafsızlık ipinde yürüyüp yürüyemeyeceği", yani Ukrayna ile doğrudan askeri çatışmaya girmekten kaçınıp aynı zamanda Rusya ile ayrıcalıklı ilişkisini koruyup koruyamayacağı olduğunu vurguladı.
Ostrovski'ye göre Belarus'un kaderi şu anda belirleniyor ve Minsk, kendi ifadesiyle Batı'nın çekici ile Rusya'nın örsü arasında sıkışmış durumda. Yazar, Lukaşenko'nun Rusya ziyareti arifesinde Minsk'teki Rus büyükelçisine yönelik, Belarus'un savaşa sürüklenmeye ihtiyacı olmadığı ve Ukraynalıların çoğu kara birlikleriyken Belarus'un onlarla nasıl savaşabileceği yönündeki çıkışına işaret etti.
Bu durumun Lukaşenko'nun Kremlin lideriyle görüşmeye hangi ruh haliyle geldiğini yansıttığını belirten yazar, toplantıda tam olarak ne yaşandığının, nasıl bir atmosferde ayrıldığının ve bu görüşmeye dair bilgi yokluğunun neye bağlanacağının hâlâ belirsiz olduğunu kaydetti. Her halükarda hem Moskova hem de Minsk'in Zelenskiy'ye yeni sözlü saldırılar veya ültimatomlar için "gerekçe" vermekten kaçınması gerektiğini vurguladı.
Ertelenen barış ve Rusya'nın askeri stratejisi
Bloknot sitesi ise "Ertelenen Barış" başlığıyla ele aldığı Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair değerlendirmesinde, Batılı siyasetçilerin son açıklamalarının kapsamlı bir barış anlaşmasından bahsetmenin erken olduğunu gösterdiğini yazdı.
Siteye göre Moskova, Batılı ülkelerin bir orta yol bulmak yerine hâlâ Rusya'ya baskıyı sürdürmeye ve Ukrayna'yı desteklemeye odaklandığını düşünüyor. Bu açıklamaların ABD'nin Ukrayna'daki olaylara derin müdahalesini teyit ettiği ve Washington'un uzun vadeli güvenlik garantilerini tartışmaya isteksiz olduğunu gösterdiği belirtildi.
Rus diplomatların Almanya, İngiltere ve Fransa liderlerinin açıklamalarının Moskova ile karşılıklı saldırmazlık anlaşmasını müzakere etme arzusu taşımadığı, Avrupa ülkelerinin hâlâ ateşkes ve gelecekteki müzakerelerdeki belirli rolleri konusunda ısrar ettiği yönündeki endişelerine dikkat çekildi.
Moskova ise bunun Ukrayna ve müttefiklerine yeni bir çatışma aşamasına hazırlanma fırsatı verecek geçici bir duraklama değil, Rusya'nın güvenlik gerekliliklerini dikkate alan ve mevcut toprak gerçekliğini tanıyan uzun vadeli bir barış anlaşması olması gerektiğinde ısrar ediyor.
Bloknot, ABD'nin Moskova ile Kiev arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ihtimalini yalnızca özel askeri operasyonun durdurulmasına bağladığını, Amerikalı yetkililerin tarafsız arabulucu rolü oynamanın imkansızlığına dair açıklamalarının ise Moskova'nın müzakere sürecinin objektifliği konusundaki şüphelerini güçlendirdiğini aktardı.
Bu bağlamda sitenin iddiasına göre Amerikan teknoloji şirketleri Ukrayna ordusuna modern istihbarat, iletişim, komuta ve kontrol cihazları sağlamada daha aktif rol alabilir ve bu da Rus topraklarına yönelik saldırıların etkinliğini artırabilir.
Bloknot, ABD'nin bu politikasını iç siyasi duruma, Donald Trump yönetiminin yaklaşan kongre seçimleri öncesinde dış politikada önemli bir sonuç elde etme ihtiyacına bağladı. Gelecekteki anlaşmaların içeriğinin doğrudan tarafların savaş alanındaki durumuna bağlı olduğunu belirten site, daha güçlü müzakere pozisyonları elde etmenin Rus stratejisinin temel unsuru olmaya devam ettiğini vurguladı.
Site, tamamen savunmaya dayalı taktiklerin yeterli olmayabileceğini, Ukrayna'nın askeri altyapısına, ulaşım merkezleri, ikmal yolları ve Ukrayna ordusunu besleyen tesisler dahil olmak üzere geniş çaplı saldırılar düzenlemenin zorunlu olduğunu belirtti. Bu tür eylemlerin durumu önemli ölçüde değiştirebileceği ve askeri hedeflere ulaşmayı hızlandırabileceği sonucuna varıldı.
Rusya'nın kararlarını Batılı ülkelerin tutum değiştirmesine bel bağlamadan öncelikle kendi güvenlik çıkarlarına dayanarak almak zorunda olduğu vurgulanırken, yakın gelecekte ABD ve Avrupa'dan esaslı tavizler beklemek için umudun az olduğu, gerçek müzakerelerin ancak askeri ve siyasi durum değiştiğinde başlayabileceği ifade edildi.