Körfez Arap ülkeleri, İran ve müttefiklerinin Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'deki Bab el-Mendeb'i tehdit etmesi üzerine, bu kritik su yollarının güvenliği için Washington'dan ziyade Pekin'in ekonomik nüfuzuna bel bağlamış durumda. Reuters'ın bölgesel kaynaklara dayandırdığı habere göre, bu durum Çin'in Tahran'ı dizginleme konusundaki istek ve kabiliyetini test ediyor.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi yeni bir ateşkes arayışıyla onlarca telefon görüşmesi ve toplantı gerçekleştirirken, özel temsilci Zhai Jun da Körfez başkentleri ile Tahran'da temaslarda bulundu. Çin Dışişleri Bakanlığı, tüm taraflarla yakın iletişimi sürdürdüklerini ve çatışmaları durdurmak için çalıştıklarını açıkladı.
Çin'in nüfuzu süper güç rekabetiyle sınırlanıyor
Çin, hem Körfez'den hem de İran'dan büyük petrol alıcısı ve Tahran'ın en büyük ticaret ortağı konumunda olmasına rağmen, deniz taşımacılığına yönelik tehditleri açıkça sorgulamaktan kaçınıyor. Bir Körfez kaynağı, "Çinliler daha fazla dahil olmaya çalışıyor, ancak düşündüğümüz kadar etkili olmadığı ortaya çıktı" dedi ve ekledi: "Amerika devreye girdiğinde, süper güç hesapları her şeyin önüne geçiyor."
Washington Enstitüsü'nden Çin uzmanı Henry Tugendhat, Pekin'in en önemli önceliğinin açıkça bir tarafı tutarak risk almak yerine bölgedeki tüm ilişkileri korumak olduğunu belirtti. ABD doğrudan dahil olduktan sonra Çin'in hesaplarının, Körfez'in ötesine geçerek Washington ile olan daha geniş rekabetini de kapsadığını ifade etti.
Çin'le görüşmelere vakıf bir kaynak ise, "Körfez hükümetleri Çin teknolojisi ve yatırımı satın alabilir, ancak satın alamayacakları şey, Washington'la olan ilişkilerinden bağımsız işleyen bir Çin nüfuzudur" diye konuştu.
Diplomasi ve ikili düzenlemeler öne çıkıyor
Çin, 2023'te Suudi Arabistan ile İran arasında diplomatik yakınlaşmaya aracılık etmişti, ancak bu süreç şimdi sınanıyor. Aynı zamanda, Yemen'deki İran yanlısı Husilerle, kendi tankerlerinin Kızıldeniz'in güneyinden saldırıya uğramadan geçebilmesi için doğrudan görüşmeler yürüttü. Konuya yakın altı kaynak bu hafta bu bilgiyi doğruladı.
Washington Enstitüsü'nden Anna Borshchevskaya, Çin bağlantılı deniz taşımacılığını koruyan dar ikili düzenlemelerin şimdiye kadarki tek görünür sonuç olduğunu söyledi. Borshchevskaya, savaşın Çin'in kendi çıkarlarını korumasına imkan verirken, enerji fiyatlarındaki artışla ABD ve Avrupalı liderler üzerindeki seçmen baskısını artırdığını savundu.
ABD'nin aksine Çin'in Körfez'de savunma taahhüdü veya bölgesel su yollarını korumak için askeri güç kullanma iştahı bulunmuyor. Pekin, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için askeri güç kullanmaya hazır olmadığını ve bunun yerine diplomasi ve uluslararası deniz yollarının güvenliği için diyalog çağrısında bulunduğunu belirtiyor.