Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Salı günü Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede bölgesel gelişmeler ve tansiyonun düşürülmesi için sürdürülen diplomatik çabalar ele alındı.
Katar Dışişleri Bakanı Al Sani, tüm tarafların diyalog ve diplomasiye bağlı kalması gerektiğini vurguladı. Al Sani, ABD ile İran arasında 18 Haziran'da imzalanan mutabakat zaptının, özellikle Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması konusunda uygulanmasının şart olduğunu belirtti.
Katar'ın, bölgede kalıcı barışı sağlayacak kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmak için yürütülen tüm çabaları tam olarak desteklediğini yineleyen Al Sani, gerilimin düşürülmesi yönündeki gayretlerin önemine işaret etti.
Bu diplomatik temas, ABD Başkanı Donald Trump'ın Pazar günü yaptığı bir açıklamanın ardından geldi. Trump, "İran ve Orta Doğu'daki diğer ülkeler, Hürmüz Boğazı'nın derhal, tam ve kapsamlı bir şekilde yeniden açılmasına ve İran nükleer tehdidinin sona erdirilmesine yol açacak bir anlaşmanın tamamlanması için süre istedi" demişti.
ABD Başkanı, Cuma günü ise Washington'un İran'a "tahammül edemeyeceğini söyleyene kadar çok sert saldırılar düzenleyeceğini" ifade etmişti. Washington'un, birçok ülkenin talebi üzerine İran'a yönelik saldırı planlarını ertelediği de duyurulmuştu.
İran medyası ise Pazar günü, Washington ile Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda bir mutabakata varıldığı yönündeki haberlerin "doğru olmadığını" bildirdi.
ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a yönelik bir saldırı başlatmıştı. Tahran, bu saldırılarda 3 binden fazla kişinin öldüğünü açıklarken, İran da misilleme saldırılarında ABD ve İsrail askerlerinin öldüğünü duyurmuştu.
Washington ile Tahran, 18 Haziran'da bir mutabakat zaptı imzalamış ve nihai anlaşmaya yönelik müzakerelere başlamıştı. Ancak enerji arzı ve ticaret açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanması konusunda anlaşmazlık çıkmıştı.
ABD, 8-24 Temmuz tarihleri arasında İran'a saldırılar düzenlemiş, İran da buna karşılık özellikle Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD askeri tesis ve teçhizatına saldırı düzenlediğini açıklamıştı.