ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı yürüttüğü savaş politikalarında NATO müttefiklerinden beklediği desteği alamaması, Amerikan dış politikasında önemli bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. NATO'nun 1949 yılında imzalanan kuruluş anlaşmasına göre, ortak savunma yükümlülüğü sadece Avrupa ve Kuzey Amerika topraklarında gerçekleşen saldırılar için geçerli. Bu nedenle, Trump'ın İran veya Hürmüz Boğazı gibi NATO'nun yetki alanı dışında kalan bölgelerde müttefiklerden destek talep etmesi anlaşmanın ruhuna aykırı bulunuyor. Tarihsel olarak da ABD başkanları, Kore ve Vietnam savaşlarında NATO müttefiklerinden doğrudan askeri destek talebinde bulunmamıştı. 1956 Suez Krizi ise, Batı'daki güç dengelerinin değiştiğinin ve ABD'nin üstünlüğünün pekiştiğinin bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Trump'ın NATO'yu küçümseyen açıklamaları ve müttefiklere yönelik tehditleri, bazı analistlerce Amerikan imparatorluğunun gerileme işaretleri olarak yorumlanıyor. Bu gelişmeler, ABD'nin geleneksel Batı güvenlik düzenindeki rolünden geri çekilme eğilimini ve küresel etkisinin azalabileceğine işaret ediyor.