Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, iktidarının birinci yılının ortasında hem dış politikada hem de iç siyasette önemli hamleler gerçekleştirdi. Merz, 9 Temmuz 2026'da Federal Meclis'te yaptığı "Merkez sonuç veriyor" başlıklı konuşmada, Ankara'daki NATO zirvesinden aldığı moralle Almanya'nın savunmasındaki stratejik bir boşluğu kapatacak 2 bin 500 kilometre menzilli Tomahawk seyir füzelerinin alınacağını duyurdu.
Aynı konuşmada, Kanada'nın 12 denizaltı ihalesini Alman ThyssenKrupp Marine Systems şirketinin kazandığı bilgisini de paylaştı. Şansölye, emeklilik sistemi reformu ve bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen "deregülasyon kabinesi" çalışmaları gibi iç politika adımlarını da öne çıkardı.
Kabinede güç mühendisliği
Merz, bu açıklamaların öncesinde hükümetinde kritik bir kabine revizyonuna imza attı. CDU/CSU ve SPD'den oluşan koalisyonun performansından memnuniyetsizliğin arttığı bir dönemde yapılan değişiklikler, Şansölye'nin inisiyatif alma kararlılığını gösterdi.
Değişiklikler, CDU/CSU Meclis Grubu Başkanı Jens Spahn'ın eş cinsel evliliğinde taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olma kararının kamuoyunda tartışma yaratmasıyla başladı. Merz'in baskısı sonucu görevinden ayrılan Spahn'ın yerine Thorsten Frei geçti. Sağlık Bakanı Nina Warken ise Başbakanlık Dairesi Başkanlığı'na getirildi. Boşalan sağlık bakanlığı koltuğuna CDU Genel Sekreteri Carsten Linnemann atandı.
Bu hamleler, Merz'in hem parti içi sadakati pekiştirme hem de iktidarın merkezindeki gücü en yakın çalışma arkadaşlarına emanet etme stratejisi olarak yorumlandı.
Aşırı sağ tehdidi büyüyor
Hükümetin tüm reform ve savunma yatırımı çabalarına rağmen, Almanya için Alternatif (AfD) partisine olan destek artmaya devam ediyor. Anketler, AfD'ye desteğin federal ve eyalet düzeyinde yüzde 8 arttığını gösteriyor. Eylül 2026'da Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak seçimlerde bir AfD'li adayın seçilme ihtimali, Alman siyasetinde "deprem" olarak nitelendiriliyor.
Merz'in "öğrenen bir sistem" olarak tanımladığı hükümet, AfD'nin belirlediği gündemden kurtulamıyor. Partinin ekonomi politikalarındaki çelişkilerini ve Rusya yanlısı dış politika duruşunu ifşa edecek bir stratejinin henüz geliştirilememiş olması, koalisyonun en büyük açmazı olarak dikkat çekiyor.
Ulusal Güvenlik Konseyi'nin henüz etkin bir koordinasyon mekanizmasına dönüşememesi de eleştiri konusu olurken, Merz, 30 yıllık tartışmaların ardından böyle bir yapıyı dört ayda hayata geçirmenin önemine işaret etti. Şansölye, uluslararası arenadaki manevralarıyla Almanya'nın elini güçlendirse de, içerideki siyasi depremin ayak sesleri giderek yükseliyor.