Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusçayı Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı kapsamında korunan diller listesinden çıkaran yasayı imzaladı. Düzenleme, Ukrayna’nın savaş koşullarında dil politikasında yaptığı daha geniş değişimin bir parçası olarak görülüyor.
Ukrayna parlamentosu, değişikliğin 14120 sayılı yasada yer aldığını ve şartın ülke içinde uygulanma biçimini yeniden düzenlediğini bildirdi. Yeni çerçeve, Rusçanın artık azınlık dili korumasından yararlanmayacağı anlamına geliyor.
Hangi diller koruma altında kalıyor?
Yasa, daha önce koruma altında bulunan diğer diller için Avrupa Şartı’nın uygulanmasını sürdürüyor. Bu kapsamda Belarusça, Bulgarca, Gagavuzca, Kırım Tatarcası, Almanca, Lehçe, Rumence, Slovakça, Macarca, Çekçe, İbranice ve Modern Yunanca listede kalıyor.
Ayrıca koruma kapsamı Romanca, Urumca, Rumeyka, Kırımça, Karaimce ve Yidiş gibi diğer dillere de genişletiliyor. Kültür Bakanlığı, güncellenmiş listenin toplam 18 dili kapsadığını açıkladı.
Stefançuk: Adil bir karar
Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk, düzenlemeyi "adil bir karar" olarak tanımladı. Stefançuk, saldırgan devletin dilinin ulusal topluluklar ve yerli halkların dillerini desteklemek için oluşturulan koruma araçlarından yararlanmaması gerektiğini söyledi.
Stefançuk ayrıca Ukrayna’nın devlet dilini koruduğunu, dil ve kültür çeşitliliğine saygı gösterdiğini ve Rus emperyal etkisinin yıllardır kullandığı ayrıcalıkları ortadan kaldırdığını belirtti. Ona göre yasa, Ukrayna’nın onuru, adaleti ve dil güvenliği açısından bir adım niteliği taşıyor.
Karar savaşın dil politikasına yansıdı
Düzenleme, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın yarattığı siyasi ve toplumsal atmosfer içinde şekillendi. Dil meselesi, savaş boyunca Ukrayna’da kimlik, güvenlik ve devlet politikası tartışmalarının önemli başlıklarından biri oldu.
Yeni yasa, bir yandan Rusçayı koruma kapsamı dışına çıkarırken diğer yandan Ukrayna’daki bazı azınlık ve topluluk dillerinin korumasını genişletmiş oldu. Böylece uygulama, yalnızca bir dilin statüsünü değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda devletin çok dilli yapıya yaklaşımını da yeniden tanımlıyor.