Rusya’dan ayrılan tiyatrocuların savaş ve göç deneyimini sahneye taşıdığı dönemde Berlin, Rusça konuşan sanatçıların buluşma noktalarından biri oldu. Kirill Serebrennikov’un Komische Oper’de düzenlediği 10 günlük festivalde tiyatro gösterileri, film etkinlikleri ve halka açık tartışmalar gerçekleştirildi; eserler Almanca, Rusça ve İngilizce sahnelendi.
Festivaldeki gösterilerin biletleri aylar öncesinden tükendi. Avrupa’da tanınan Rus tiyatro yönetmenlerinden Serebrennikov için sürgün, uluslararası kariyerinde yeni bir dönem anlamına gelirken, daha az tanınan oyuncu ve yönetmenler yeni ülkelerde mesleklerini sürdürebilmek için daha ağır koşullarla karşılaşıyor.
Savaşla birlikte kesilen kariyerler
Yönetmen ve senarist Maya Doroşenko, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısı başladığında Moskova’da kariyerini ilerletiyordu. Prestijli GİTİS tiyatro okulundan mezun olan Doroşenko, başkentteki önemli tiyatrolardan çalışma teklifleri alıyordu.
Doroşenko, filozof Hannah Arendt’in hayatı ve eserlerinden esinlenen savaş karşıtı bir oyun hazırlamak istedi. Proje incelendikten sonra oyunun sahnelenemeyeceği kendisine bildirildi. Bunun ardından oyuncusuyla Ermenistan’ın başkenti Erivan’a giden Doroşenko, provalarda yatağın duvarla arasındaki dar boşluğu kullanabildikleri bir oda kiraladı.
Rusya’daki tiyatrolar, savaşın başlamasından bu yana daha yoğun sansür ve devlet denetimi altında çalışıyor. Savaşa karşı çıkan sanatçılar ise yıllar içinde kurdukları kariyerlerini bırakmakla seslerini duyurmanın bedelini ödemek arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
Yeni ülkelerde sahne arayışı
Oyuncu Yegor Rıbakov, Kremlin’i eleştirmesi ve Ukrayna’ya destek vermesi nedeniyle internette tehditler aldıktan sonra 2022’de Tiflis’e taşındı. Rusya’dan ayrıldığında dört yapımda rol alıyordu; bunlardan biri Moskova’nın en iyi 10 yapımı arasında gösteriliyordu.

Tiflis’te düzenli oyunculuk işi bulmanın daha güç olduğunu söyleyen Rıbakov, geçimini sağlamak için roller arasındaki dönemlerde etkinlik sunuculuğu yaptı ve oyunculuk dersleri verdi. Rusça video prodüksiyonundaki fırsatların sınırlı olduğunu, Gürcistan’ın yerel tiyatro çevresinde çalışmanın da yeni mesleki bağlantılar kurmayı ve çoğu zaman başka bir dil öğrenmeyi gerektirdiğini belirtti.
Yurt dışında çalışan tiyatrocular, Rusça konuşan sürgün toplulukları için üretim yapmakla yerel tiyatro çevrelerine katılıp yeni izleyicilere ulaşmak arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Paris’te yaşayan yönetmen Anastasiia Anisimova, uluslararası tiyatro çevresine girebilen az sayıdaki sanatçıdan biri oldu.
Anisimova’nın Rusça ve İngilizce sahnelenen "Deep Fake" oyunu Tiflis, Berlin ve Fransa’daki Avignon Festivali’nde gösterildi. Oyunun Amsterdam’da da sahnelenmesi planlanıyor. Anisimova, uluslararası festivallere katılmak için gereken finansman ve bürokratik işlemlerin önemli engeller olduğunu söyledi; sürgündeki tiyatronun asıl amacının para kazanmaktan çok sanatı ve mesleği sürdürmek olduğunu belirtti.
Savaş ve göç sahnede anlatılıyor
Sürgünde üretilen Rus tiyatrosunun önemli bir bölümü savaş ile göç deneyimine odaklanıyor. "Vanya Is Alive", Ukrayna’daki savaşa gönderilen bir Rus askerinin annesinin hikâyesini anlatıyor. "Inostranka" ve "Letters Home" ise ülkeden ayrılmanın anlamını ele alıyor.
Bu yapımlar, Rusya’da işlenmesi zor siyasi konuların sahneye taşınmasına imkân veriyor. Ancak Anisimova siyasi tiyatroya karşı olduğunu söyledi. Sanatla siyasetin bağlantılı olduğunu kabul eden yönetmen, bu iki alanın her zaman bu kadar yakın biçimde iç içe geçmesi gerekmediğini savundu.

Sürgündeki istikrarsız hayat, mevcut yapımların devam ettirilmesini ve yeni projelerin hazırlanmasını da zorlaştırıyor. Rıbakov, tiyatro çevresindeki insanların sürekli başka ülkelere taşındığını veya bulundukları yerde kaldığını, bu hareketliliğin provalar ve projeler için yapılabilecek planları doğrudan etkilediğini anlattı.
Festivaller uluslararası bağları canlı tutuyor
Doroşenko, Rusya’dan ayrılmasının çalışmalarını mümkün kılan mesleki çevreyi de geride bırakmak anlamına geldiğini söyledi. Bu çevrede meslektaşları, izleyicileri ve yıllar içinde kurduğu bağlantılar bulunuyordu. Bazı sanatçıların geçinebilmek için animatörlük ve öğretmenlik yaptığını belirtti.
Yeni Rusça dramalara odaklanan Lubimovka Festivali, 1990’da Moskova’da kuruldu. Festival, savaşın başlamasının ardından yurt dışına taşındı ve savaş dönemi sansüründen kaçınmakla yazarları korumak amacıyla farklı ülkelerde okumalar ve iş birlikleri düzenleyen uluslararası bir ağa dönüştü.
Lubimovka temsilcileri, kâr amacı gütmeyen bağımsız festivalin dünyanın farklı yerlerindeki kişilerin girişimleriyle yürütüldüğünü belirtti. "Echo of Lubimovka" etkinlikleri Paris’te 2022’de başladı; daha sonra Tiflis, Tel Aviv ve Tokyo gibi kentlerde farklı dillerde okumalar yapıldı.
Tokyo’daki etkinlikte oyunlar Japonca sahnelendi ve metinleri Japon küratörler seçti. Festival temsilcileri, farklı ülkelerde ve dillerde düzenlenen küçük etkinliklerin Rusça konuşulan çevrenin dışındaki tiyatro dünyasıyla yeni bağlar kurulmasına yardımcı olduğunu ifade etti.
Rusya’dan ayrılan oyuncu ve yönetmenler, yurt dışında karşılaştıkları zorluklara rağmen tiyatrodan kopmak istemiyor. Rıbakov, prova yapmanın, sahneye çıkmanın ve izleyiciyle bağ kurmanın, zor bir dönemde mesleğini sürdürme çabasını anlamlı kıldığını söyledi.