Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kiril Dmitriev’in ABD’de Rusya ile ABD arasında ekonomik iş birliği kurulmasına yönelik temaslarını sürdürdüğünü açıkladı.
Peskov, cuma günkü basın toplantısında Dmitriev’in ABD’li müzakerecilerle görüşmelerinde potansiyel ekonomik iş birliğinin ele alındığını söyledi. Moskova ile Washington arasında şu anda ekonomik iş birliği bulunmadığını belirten Peskov, gelecekte böyle bir ortaklığın iki taraf için de karşılıklı yarar sağlayabileceğine dair anlayış bulunduğunu ifade etti.
New York’taki görüşmeler
Dmitriev’in New York’ta ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile görüştüğü bildirildi. Bu temaslarda ekonomik iş birliği ihtimalinin yanı sıra devam eden Ukrayna savaşına ilişkin barış çabalarının da gündeme geldiği aktarıldı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında New York’ta bulunan Dmitriev, Manhattan’daki bir otelin önünde görüldü.
Washington-Pekin temasları ve yaptırımlar
Peskov, ABD ile Çin arasındaki son görüşmeleri Moskova açısından "kritik öneme sahip bir angajman" olarak değerlendirdi ve Rusya’nın bu temasları yakından takip ettiğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta yasalaştırdığı yeni yaptırım düzenlemesine ilişkin konuşan Peskov, "cehennem yaptırımları" olarak adlandırılan olası tedbirlerin ne zaman ve nasıl uygulanacağının, hatta hayata geçirilip geçirilmeyeceğinin henüz bilinmediğini belirtti.
Düzenleme, Rusya’ya yönelik mevcut yaptırımların genişletilmesine izin verirken Ukrayna savaşını desteklediği belirtilen Rus yetkililer, oligarklar, aile üyeleri, yabancı kişiler, bankalar ve diğer finans kuruluşlarına karşı birincil ve ikincil yaptırımlar, gümrük tarifeleri ve yasaklar uygulanmasını da öngörüyor. Yasa kapsamında İran’a yönelik mevcut yaptırımların genişletilmesi de planlanıyor.
AB’nin RT yöneticisine yönelik kararına eleştiri
Peskov, Avrupa Birliği’nin Rusya merkezli RT yayın kuruluşunun Fransa şubesinin eski yöneticisi Ksenia Fedorova’ya yaptırım uygulama kararını da eleştirdi. Kararı medyaya karşı "açık baskı" ve medya temsilcilerine yönelik "taciz" olarak nitelendirdi.