Abelardo de la Espriella yönetimi, 7 Ağustos’ta başlayan cumhurbaşkanlığı döneminin ilk günlerinde Kolombiya’nın İsrail politikasını değiştiren kararlar aldı. Bogota, işgal altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanırken Kudüs’teki büyükelçiliğin yeniden açılması için de hazırlık başlattı.
Kolombiya, ABD’nin ardından Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyan ikinci ülke oldu. Uzmanlar bu adımın uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve BM Şartı’yla çeliştiğini değerlendirdi.
Bogota, Kudüs politikasını değiştiriyor
De la Espriella, seçim kampanyasında verdiği taahhüt doğrultusunda Kolombiya’nın Kudüs’teki büyükelçiliğini yeniden açacağını video mesajıyla açıkladı. İsrail Kudüs’ü başkenti olarak kabul ediyor, ancak kentin statüsü ihtilaflı bulunuyor ve ülkelerin çoğu Kudüs’ün tamamı üzerindeki İsrail egemenliğini tanımıyor.
Yönetim, eski Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun Ekim 2023’te Filistin’de büyükelçilik açılması için başlattığı ayrı planı da dondurdu. Kolombiya yönetimi, söz konusu temsilciliğin hiçbir zaman faaliyete geçmediğini bildirdi.
Kolombiya, Ağustos 2018’de Filistin’i özgür, bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanımıştı. Bu karar, Batılı ülkelerin 2024’te İspanya, İrlanda ve Norveç’le başlayan, 2025’te ise Fransa ve Birleşik Krallık’la sürdürülen yeni tanıma dalgasından önce alınmıştı.
Vize ve ticaret adımları
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Golan Tepeleri kararını video mesajıyla memnuniyetle karşıladı ve De la Espriella’ya teşekkür etti. Kolombiya, Tania Gilinski’yi İsrail büyükelçisi olarak atarken İsrail de Vivian Aisen’i Kolombiya temsilcisi yaptı.
İki ülke, vatandaşlarına karşılıklı vize muafiyeti uygulanması konusunda anlaştı. Uygulama 1 Eylül’de başlayacak. Bunun yanı sıra Kolombiya-İsrail İki Uluslu Ekonomik Komisyonu kuruldu ve Kolombiyalı bir heyetin ekim ayında İsrail’e gitmesi planlandı.
Bogota yönetimi, Gustavo Petro döneminde durdurulan kömür ihracatını İsrail’e yeniden başlatma yönünde adım attı. De la Espriella hükümeti ayrıca Kolombiya’nın, Gazze’deki soykırım davası kapsamında Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’ndaki başvurusuna yaptığı önceki müdahaleden çekilme sürecini başlattı.
Uzmanlar Washington’la uyuma dikkat çekiyor
Eski Kolombiya BM temsilcisi ve büyükelçi Arlene Beth Tickner, politika değişikliğinin merkezinde İsrail’den ziyade ABD hükümetine bağlılık ve yakınlık gösterme amacının bulunduğunu söyledi. Uluslararası Kriz Grubu’nun Kolombiya uzmanı Glaeldys Gonzalez ise yaşananların bütünüyle bir dönüşüm şeklinde tanımlanmasının tabloyu abartabileceğini belirtti.
Gonzalez, De la Espriella’nın yaklaşımında liderin "Yahudi-Hristiyan değerleri" savunusundan kaynaklanan ideolojik yakınlığın ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleye dayalı güvenlik gündeminin etkili olduğunu ifade etti. İsrail ve ABD, silahlı gruplara ve uyuşturucu çetelerine karşı yürütülen askeri mücadelede ortak olarak görülüyor.
Gonzalez’e göre yeniden canlanan ilişkilerin öne çıkabilecek alanları arasında askeri ekipman, güvenlik teknolojileri, silahlı ve suç örgütlerinin artan insansız hava aracı kullanımına karşı hava savunma sistemleri ve yapay zekâ uygulamaları bulunuyor. Golan Tepeleri’nin tanınmasını da Kolombiya’nın Washington’ın dış politika çizgisiyle daha geniş bir uyum arayışının parçası olarak değerlendirdi.
Chatham House uzmanı Mariano Aguirre Ernst, kararın hızının Trump yönetimiyle uyuma işaret ettiğini ve Kolombiya’daki muhafazakâr siyasi çevrelere, özel sektöre ve orduya mesaj taşıdığını söyledi. Ernst, gelişmeyi Petro döneminde karmaşıklaşan siyasi, ticari, askeri ve istihbarat bağlarının yeniden kurulması olarak niteledi.
İsrail için meşruiyet ve ekonomik boyut
İbrani Üniversitesi öğretim üyesi Daniel Wajner, başka bir ülkenin İsrail egemenliğini tanımasının sembolik değerinin yanı sıra pratik bir ağırlık da taşıdığını belirtti. Wajner, Kolombiya’nın Washington’a yaklaşma arayışında Tel Aviv’i bir köprü olarak gördüğünü ve bu tutumun 2000’li yıllarda Álvaro Uribe dönemindeki çizgiyi hatırlattığını söyledi.
Wajner, İsrail yönetiminin eleştiriler, boykotlar ve yaptırımlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde dünya ülkeleriyle ilişkilerini sürdürebildiğini göstermek istediğini ifade etti. Tickner ise İsrail’le ilişkilerin, Gazze ve işgal altındaki topraklardaki uygulamaların yol açtığı itibar kaybını dengeleme amacı taşıyabileceğini savundu.
Uzmanlar, İsrail’in Latin Amerika stratejisinin askeri iş birliği, istihbarat ve siber güvenlik teknolojilerinin satışına dayanan uzun bir geçmişe sahip olduğunu belirtti. Bu iş birliğinin geçmişte Kolombiya güvenlik güçlerinin FARC ve ELN gibi solcu gerilla gruplarıyla mücadelesinde kullanılan desteği de içerdiği aktarıldı.
Golan kararına yönelik uyarılar
Arlene Beth Tickner, Golan Tepeleri kararını açık bir uluslararası hukuk ihlali olarak niteledi. Adımın De la Espriella’nın hedeflediği itibar kazanımının aksine Kolombiya ve ülkenin çıkarları bakımından ciddi zarar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Tickner, genişleyen güvenlik iş birliğinin Kolombiya’yı İsrail’in de dahil olduğu ABD ortak operasyonlarına çekebileceğini ve bölgedeki ABD-İsrail askeri varlığını artırabileceğini belirtti.
Kararın açıklandığı gün Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı. Uzmanlar, bu gelişmenin kamuoyunun ilgisini dış politikadan kurtarma çalışmalarına yönelttiğini değerlendirdi.
Ernst, De la Espriella’nın yaklaşımını ABD ve Avrupa’daki aşırı sağ hükümetlerin kullandığı daha geniş bir siyasi çizginin parçası olarak yorumladı. Gonzalez ve Ernst, Kolombiya-İsrail ilişkilerinin geleneksel seyrine dönmesini bekliyor. Ernst ayrıca Petro dönemindeki kopuşu, ülkenin gelecekte yeniden sola yönelmemesi halinde tekrarlanması beklenmeyen bir istisna olarak nitelendirdi.