Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn'in son filmi 'Her Personal Hell', bu hafta Rusya sinemalarında gösterime giriyor. Filmin dünya prömiyeri geçtiğimiz aylarda Cannes Film Festivali'nde gerçekleşmişti.
Yönetmen, Cannes'daki bir basın toplantısında 2023 yılında geçirdiği kalp rahatsızlığı sırasında klinik ölüm deneyimi yaşadığını açıkladı. Refn, bu kişisel deneyimin filmin çıkış noktası olduğunu ve filmin adının da buradan geldiğini belirtti.
Tokyo'da Geçen Bir Korku Hikayesi
Film, ismi verilmeyen bir mega şehirde geçiyor; mekanın Tokyo olduğu ima ediliyor. Genç oyuncu El'i canlandıran Sophie Thatcher, ünlü yönetmen babası Johnny Tanders'ın (Doughray Scott) yeni projesinde rol alır. Set arkadaşı Hunter (Kristine Froseth) ve kendisiyle yaşıt üvey annesi Dominique (Havana Rose Liu) aracılığıyla, 'Deri Adam' lakaplı bir seri katilin şehir efsanesini öğrenir. Bu katil, genç kızların göğüs kafeslerini elleriyle parçalamaktadır. Olayların peşine düşen Amerikan askeri Er Key (Charles Melton) ise kaçırılan kızını kurtarmaya çalışır. Deri Adam'ın da geçmişte kızını kaybetmesi nedeniyle delirdiği ortaya çıkar.
Üçlü Baba-Kız İlişkisi
Film, üç aşırı maço ve toksik erkek karakter ile üç kötü giyim zevkleri ve mazoşist eğilimleriyle öne çıkan kadın karakter etrafında dönüyor. Hikaye, üç karmaşık baba-kız ilişkisini merkezine alıyor. Ancak Meduza yazarı Anton Dolin'e göre, bu ilişkiler yalnızca iddialı diyaloglarla anılıyor, derinlemesine işlenmiyor.
Eleştirmenlerden Ağır Yorumlar
Anton Dolin, 'Her Personal Hell'i Nicolas Winding Refn'in kariyerinin en zayıf filmi olarak nitelendiriyor. Dolin, yönetmenin büyük hırsları ile ortaya çıkan iç karartıcı sonuç arasındaki uçuruma dikkat çekiyor. 'İzlemesi çok zor ve sıkıcı, ama üzerine düşünmesi oldukça ilginç' diyen eleştirmen, filmin aşırı iddialı fakat anlamsız olduğunu vurguluyor.
Dolin, Refn'in David Lynch'in varisi olarak görülmesine rağmen bu filmle bu beklentiyi karşılayamadığını ifade ediyor. Görüntü yönetimi ve müzikler övülse de, senaryonun durağanlığı, karakterlerin sığlığı ve filmin 'plastik' hissi eleştiriliyor. Eleştirmen, filmin erotizm iddiasının da başarısız olduğunu, hatta bir karakterin diğerine 'unfuckable' (çekici olmayan) demesini yönetmenin farkında olmadan kendini eleştirmesi olarak yorumluyor.
Sonuç olarak Dolin, filmin radikal bir kaçış sineması sunduğunu, yönetmen için kişisel bir cehenneme yolculuk olsa da izleyici için yüzeysel, güzel ve güvenli bir defile olabileceğini yazıyor. Ona göre Refn'in cehennemi, eski moda bir dans salonu ya da striptiz kulübü kadar rahatlatıcı olabilir.